Manifesto

Yaşlılık artık bildiğimiz gibi değil.

50’sinde “yaşlanıyorum” denirdi eskiden. 60’ında da “yaşlandım artık”.

Bugün 90 yaşında üretmeye, gülümsemeye devam eden insanlarla doldu dünya. Hatta yaşlanmanın yaş ile bağlantısı azaldı. Orta yaşın üst sınırı aldı başını gitti. 

Yaşlanmak aslında herhangi bir yaşta değil doğumla birlikte başlayan bir süreç. Yeter ki süreç doğru yönetilsin, eski klişeler gözden geçirilsin. 

Hürmet ve saygı klişeleri: Hürmet ve saygı bu hayatta herkesin birbirine göstermesi gereken şeylerdir. Bütünüyle biyolojik bir olaydan dolayı insanlığın bir kısmı niye daha saygın olsun ki? Birisine sadece yaşından dolayı fazladan hürmet göstermek o birisini başka bir yere konumlamak, uzaklaştırmak anlamına gelebilir. 

Huzur ve bakım evleri: Huzurevi, bakımevi gibi projeler yaşlıları aktif hayattan uzaklaştırma, “kenara alma” riskini taşır. “Yaşını almış insanlar yaşını almış insanlarla beraber olmak ister” inancı bütünüyle yanlıştır. Yaşını almış insanlar da herkes gibi diğer insanlarla birlikte olmak ister. 

İkinci bahar edebiyatı: Yaşlanmak bir süreçtir ve insan yaşlanınca başka birisi haline gelmez, başka bir hayata geçmez. 

Yaşlılığın reddi: İhtiyar delikanlılar, her zaman genç kalanlar, ruhu gençler… Buna benzer sözler, tıpkı genç görünme çabaları gibi işlevsizdir. İnsanın asla geri dönemeyeceği gençlik günlerine sürekli referans vermesinin, o günlere öykünmesinin, gençmiş gibi davranmasının kozmetik dünyası dışında kimseye bir faydası yoktur.

Yaşlılığın “zorlukları”: Bazı “yaşlılar” anlatırken tekrara düşebilir, sıkıcı oldukları düşünülebilir, genç kuşağa kıymet vermeyebilir. Yahut nostalji düşkünüdür. Bunun temel sebebi bazı yaşlıların on yıllar önce çeşitli ve haksız şekillerde “kenara atılmış”, ayrımcılığa uğramış olmasıdır. Yıllar boyu kendisine ve çevresine faydası olmadan yaşayan birisinin eğlenceli birisi olarak kalabilmesi zordur.

Kaçınılacak değil tadı çıkarılacak bir keyif devri olmalı yaşlılık: Genç görünmeye değil sağlıklı, sosyal ve aktif yaş almaya, “yaşlanma sanatına” odaklanmalı.

Heryaşta.org’da yaşlanırken kazandıklarımız, öğrendiklerimiz ve bunların sağlayacağı konfor üzerine yoğunlaşıyoruz. Yaş almaktan korkmanın, yaşlanmayı inkar etmenin, nostaljilere kapılmanın ya da ikinci baharlar hayal etmenin faydası yok, zararı ise çok. Bunun yerine yaşlanmayı, öğrenmeye devam ettiğimiz, günlük hayatımızı yavaşlattığımız, tadını çıkardığımız bir süreç olarak görmemiz çok daha yaratıcı sonuçlara yol açabilir. Bu sayede yaş alma sürecini fani hazlardan, kariyer heveslerinden, telaştan ve yarıştan uzakta, dengeyle ve memnuniyetle yaşayabiliriz. 

Neticede zaman bütünüyle algısaldır. Biz hayatımızı yavaşlattıkça önümüzdeki zaman uzar ve keyfi artar.