Ronaldo zamana karşı 

Cristiano Ronaldo, günümüz futbol dünyasının tartışmasız en büyük isimlerinden biri. Portekizli forvet, uzun futbol kariyerinde farklı kulüplerle ve milli takım seviyesinde bir dolu başarıyı elde etmiş durumda. Ronaldo’nun çağdaş futbolun en tepesinde yer almasının nedeni eşsiz yetenekleri, attığı goller haricinde tam bir istikrar abidesi olmasından kaynaklanıyor. 

Bugün artık 36 yaşında olan Ronaldo, olağan dışı sakatlıklar veya kırmızı kart cezaları hariç neredeyse hiç maç kaçırmıyor. Üstelik endüstriyel futbolun artık eleştirilere konu olan aşırı maç programına rağmen maç istikrarını koruyor. Dolayısıyla yeşil sahaların 7 numarasının ne zaman emekli olacağı da spor medyasının cevabını merakla beklediği bir soru halinegeldi. Ronaldo’nun bu konudaki tavrı ve açıklamalarına bakılırsa en üç yıl daha kendisini sahalarda görmemiz mümkün. Son Avrupa Şampiyonası’nda Portekiz milli takımıyla ikinci tur gören forvet, önümüzdeki yıl gerçekleşecek dünya kupasında yer almayı ve kupada başarılı olmayı çok istiyormuş. 

Ronaldo’nun futboldan ne zaman emekli olacağı, kendi kariyer planlamasına girer elbette. Lakin Portekizlinin artan yaşına rağmen performansının düşmemesi, futbol dünyasına dair bir takım ezberleri bozduğu bir gerçek. Malum profesyonel sporculuk, ufak yaşlarda başlayan yoğun idman programı ve disiplin isteyen bir meslek olarak kabul görüyor. Bununla beraber, 20’li ve 30’ların başları sporcuların en başarılı olduğu dönem olarak biliniyor. Özellikle futbol gibi yüksek eforla oynan bir oyunda yaşın ilerlemesi, reflekslerin zayıflaması ve koşu mesafelerinin giderek kısalması, futbolcuların en büyük handikabı. Zaman, sporcular için en zorlu rakipten daha zorlu bir virajdır; alt edilmesi imkânsızdır çünkü. Bu yüzden yaş aralığı ilerledikçe, saha içi zaferler, çalımlar, koşular ve unutulmaz goller giderek geçmişin bir parçası haline gelir. Tekrarı mümkün olmayan bir altın çağ yerini, yavaşlık, sahada geçirilen daha az süreye bırakmıştır. Dünya kupası gibi tüm dünyanın izlediği büyük futbol organizasyonlarında yer alan 35 yaş ve üzerindeki futbolcular, sahada çoğu zaman yeni zaferler değil emeklilikleri öncesi bir veda turnesine çıkmış sayılır. Herkesin gözü yeni ve genç futbolculardır çünkü. Zaten futbol tarihinde kaleciler haricinde, başka mevkilerde oynayıp zirve performansını gösterebilen çok sayıda futbolcu vardır. Bu yüzden 35 yaş ve sonrası bu yüzden futbolcular için emeklilik zamanın geldiğinin açık göstergesidir. Zaten başta medya ve taraftarlar nezdinde de bu yaş grubundaki futbolcuların sahadaki vakti kubbede hoş bir seda bırakmaktan öte değildir. Onlar artık kenara çekilip, gençlerin önünü açmalıdırlar. Cristiano Ronaldo, işte bu noktada ezberleri bozan bir personaya sahip. Dolayısıyla, onun limitleri daha ne kadar aşabileceği büyük merak konusu. 

Sırrı sağlıklı yaşam

Yakın tarihlerde İspanyol sağlık uzmanlarının yaptıkları bir araştırmaya göre Ronaldo’nun biyolojik yaşının 23 olduğunu belirtmişlerdi. İlerleyen yaşına rağmen 20’li yaşlarını aratmayan bir performansa sahip olan her daim genç Portekizlinin sırrı ne olabilir? Ronaldo, kariyerinin en başından beri alışılageldik yıldız futbolcu personasından uzak bir imge çizmeye çalıştı. Gece hayatı veya sansasyonel magazin haberleri onun hayatının önemli bir ağırlığı olmadı. Takım arkadaşları onun tam bir sağlık hayat ve idman delisi olduğunu söylüyorlar. Real Madrid’de oynarken onun kişisel antrenörlüğünü üstlenen Santiago Segurola, Ronaldo’nun alışıldık futbolculara benzemediğini, gece hayatının hiç olmadığını ve her daim içkiden uzak olduğunu belirtip. Onun her daim takımla ya da bireysel olarak idman halinde olduğunu belirtiyor. Zaten Ronaldo tam bir fitness müptelası olarak biliniyor. Haftalık rutin idmanlardan sonra fitness programını düzenli uygulayıp, sağlıklı yaşam menüsünden asla vazgeçmezmiş örneğin. Aşırı sağlıklı yemekler büfesine sahip olunca da bazı arkadaşları onun evine yemeğe gidip aç kalmaktan korkuyorlarmış. Kendisi sağlık yaşam pratiğini obsesif bir şekilde uygulayan birisi. Halen devam etmekte olan Avrupa Futbol Şampiyonası’nda basın açıklaması esnasında önündeki kola şişelerini sinirle kenar kaldırıp “su” uyarısını yaptığını unutmayalım. 

Oyuna devam

Günümüz futbolu, hem artan maç sayısı hem de giderek atletizme dayandığından ötürü yüksek efor isteyen bir oyun haline gelmiş durumda. Hal böyleyken saha içi performansları yaşa bağlı olarak giderek azaltmakta. Ronaldo ise ilerlemiş yaşına rağmen maç içinde attığı deparlarla, gollerle ve her yıl 30’un üzerinde çıktığı maç sayısıyla futbola dair limitleri zorlamaya devam ediyor. Yaş ve gençlik vurgusu futbol dünyası için her daim kilit bir yerde durmakta. En nihayetinde sürekli hareket halinde bir spor olarak gelecek, geçmişten daha kıymetli. İşte, bu noktada Ronaldo yaşa ve zamana dair tüm ezberleri taca çıkarmış durumda. Makineden hallice bir spor disiplinine sahip Ronaldo, zamana ve ezberlere karşı son golünü atmışa benzemiyor.  Portekizliye göre zamana karşı mücadele etmenin, ona son bir çalım daha atabilmenin sırrı çok ama çok çalışmaktan geçiyor. 

Cahit Sıtkı’ya göre yaş 35 ömrün yarısı ediyor. Yaşın getirdiği melankoli zaman karşı mağlubiyeti de imliyor sanki. Futbol esas olarak yeteneğe dayalı bir spor; doğuştan gelen yetenekler sizi az bir çalışmayla dünyanın en iyisi yapabilir. Ama Ronaldo gibi yetenekleriyle yetinmeyip kendi limitlerini zorlayanlar hayatın içinde olup anılarına yeni başarılar ekleyebiliyorlar. Buradaki kilit soru hayatın içinde ne kadar daha olmak istediğimize bağlı sanırım. Ronaldo’nun sağlı hayat takıntısı birçok kişiye itici gelebilir. Ama onun oyuna devam etme arzusu, limitlerini aşma hırsı saygıyı hak ediyor hiç kuşkusuz. Onunla hayatla kurduğu bağı da yaşamın farklı alanlarına uyarlamak mümkün; kibirli bir iktidar hırsıyla kazanmak değil, yaşamın içinde kalmak ve ne olursa olsun devam etmek de çok kıymetli. Zaman her daim bizim aleyhimize işliyor, ona Ronaldo vari bir son çalım atmak da elimizde. Oyuna devam!