Hastalıklarla Aramızdaki Kalkan: Aşı 

Bir zamanlar Güney Amerika’nın nüfusunun yarısından fazlasını kaybetmesine yol açan çiçek hastalığı artık ölümcül değil. İsmiyle bile insanları korkutan, bir dönem edebiyatında sıklıkla rastladığımız verem neredeyse görülmüyor. Tıpta ilerlemenin en belirgin örneklerinden biri aşı. Pek çok hastalık, aşı sayesinde kontrol altında. Aşı Haftası, bu konuda farkındalığın gelişmesi için tüm dünyada kutlanıyor.

İnsanlık tarihi kadar eski dertlerimizden biri, ölümcül hastalıklar ve salgınlar. 21. yüzyılda yeni bir pandemi dalgasıyla uğraşırken, modern tıp hastalığa çare bulmak için, aşı geliştirme yollarının peşine düştü. 

Modern tıbbın icatlarından biri olarak görülse de, tarihte ilk keşfedilen aşı, çiçek aşısı olarak biliniyor. Çinlilerin 15’inci yüzyılda geliştirdiği “Variolasyon” tekniği ilk aşı sayılıyor. Variola, çiçek hastalığına neden olan virüsün adı. 

Çinlilerin geliştirdiği ilkel bir aşılama tekniği olan “Variolasyon”yun birkaç farklı yöntemi vardı. Birinci yöntemde hastaların yaralarından kabuklar alınır, toz haline getirilir ve sağlıklı kişinin burnuna ince bir çubukla verilirdi. Diğer bir yöntemdeyse, hastalardan döküntüler alınır, sağlıklı kişilerin derisi çizilerek sürülür ve bağışıklık oluşması beklenirdi.

Asya’dan İstanbul’a

Zamanla geliştirilen bu yöntem, Çin’den Orta Asya’ya yayılarak Kafkaslara geçti. Türkler, Çinlilerden öğrendiği tekniği göç ettikleri bölgelere taşıdı. Osmanlı İmparatorluğu’nda da kullanılan yönteme 1721 yılında İngiltere Büyükelçisinin eşi Lady Mary Montagu tanık oldu. Çiçek hastalığına karşı İstanbul’da kullanılan bu yöntemi Papa’ya yazdığı mektupta anlattı ve çocuklarına yaptırmak için izin istedi. Bu mektup günümüzde aşıya ilişkin ulaşılmış en eski belge olma niteliği taşıyor ve sonrasında da aşının Avrupa ve Amerika’da da uygulanmaya başlanmasını sağlamış.

Variolasyon, Edward Jenner’ın 1789 yılında modern çiçek aşısını geliştirmesine kadar bilinen tek aşı uygulaması olur. 

Hastalıkların kaynağı keşfediliyor 

Louis Pasteur 100 yıl sonra, enfeksiyon hastalıklarının kaynağının mikroplar olduğunu keşfetti. Pasteur tarafından geliştirilen kuduz aşısı o dönem büyük bir sorun olan kuduz hastalığına çare oldu. 

Bu buluş aynı zamanda başka hastalıkların aşılarının geliştirilmesine de yardımcı oldu. 1892 yılında Laffnike adlı araştırıcı kolera aşısını, 1896 yılında Wright tifo aşısını geliştirdi. Tüberküloz (verem) aşısı Calmette ve Guerin tarafından 1921 yılında, tetanos aşısıysa 1927 yılında Ramon ve Zoeller tarafından üretildi.

Difteri, boğmaca, kızamık, kabakulak, menenjit, aşıyla bugüne kadar kontrol altına alınan hastalıklardan sadece bazıları…Aşılar sayesinde her yıl 10 milyon kişi hayatta kalıyor. Aşı tüm dünyada, sağlık alanındaki tüm gelişmelerden daha fazla yaşam kurtarıyor.

Aşıdan önce büyük salgınlar

– Veba salgınları 1346-1352’de Avrupa nüfusunun dörtte birininin ölümüne yol açtı.

– 1618 yılında 20 milyon olan Meksika’daki İnka nüfusu çiçek hastalığı nedeni ile 1,6 milyona düşmüştü.

– 1779’da Hawai’de nüfus tifo nedeniyle 500 binden 84 bine düştü.

– 1880’lerde Kanada’da her 100 yerliden 9’u tüberküloz hastasıydı.

– 1. Dünya Savaşı sonrası 21 milyon kişi grip nedeniyle hayatını kaybetti.