Zihninize format atın 

Olumsuz fikirler insanı nasıl etkiler? “Elbette olumsuz” diyebilirsiniz ama yaşanan olaylara olumlu bakmaya çalışmak, kötü hissetmemize engel oluyor. “Nasıl düşünürsek beynimiz o yönde çalışır” demek aslında klasik bir tesellinin ötesinde zihinsel detoksun anahtar cümlesi.

İnsan beyni sürekli olumsuz uyarıcılardan etkilendiği, giderek bu fikirlerin etkisinde ruh halini de değiştirdiği, karamsarlık ve hatta depresyona kadar uzanan bir tabloya yol açtığı bir sır değil. Olaylara yüklediğimiz anlamlar, mutluluk ya da mutsuzluk gibi duygu durumlarını da etkiliyor. 

Zihinsel detoks burada devreye giren bir kavram. Zaman zaman zihnimize “format” atarak, geçmişteki travmalarımızla başa çıkmayı kolaylaştırmak, onların bugüne yansıyan olumsuz etkilerinden kurtulmak mümkün.

Geçmişte yaşadığımız olayların iyi yönlerini bulmak, kendinizi daha iyi hissetmeyi de kolaylaştırıyor. Sorunların üstesinden gelmek için beynimizi bilgisayar gibi kullanmak, nasıl bilgisayarda virüs temizleme yapıyorsak, beynimizi de ara ara güncellemek gerekiyor. Zihinsel detoksun aşamaları var. Bunları takip ederek daha iyi hissetmek mümkün. 

Kabullenmeye çalışın

Bazı şeyleri değiştirmek elimizde değil. Ayrılıklar, hastalıklar, ölüm hayatın gerçeği. Yas kaçınılmaz olsa da, bu sürenin bitiminde durumu kabullenmek gerekiyor. Bunun için sizden önce benzer deneyimler geçirmiş insanlardan yardım alabilir, farklı hatıratları okuyarak başkalarının bu konulardaki tepkilerini görebilirsiniz. “Hayat devam ediyor” diye kendinize telkinde bulunmak da yardımcı olacaktır.

Affetmeyi öğrenin

Affetmemek en büyük yüklerden biri. Affetmek de kabullenmeden sonraki süreç. Sizi üzen akraba, arkadaş, sevgili, eski sevgili bütün ilişkilerinizi masaya yatırıp yaptıkları için onları affetmemiz sizi rahatlatacaktır. Bu aşamada size kendinizi kötü hissettiren eşya, fotoğraf, hediye ve fotoğraflardan da kurtulun. Böylece hafiflediğinizi, rahatladığınızı göreceksiniz. 

Olumsuzdan olumluya gidin

İnsan ister istemez olumsuz fikirleri aklından geçiriyor. Ne zaman böyle bir şeyi düşündüğünüzü farkederseniz, onu olumlusuyla değiştirin. Kullandığınız kelimelere, cümlelere dikkat edin. “Hastalanacağım galiba” yerine “hastalanmayacağım” demek bile hastalansanız dahi, modunuzu yüksek tutacaktır. 

Değişmekten korkmayın

Yaşam alanınızdan başlayarak size ağır gelen, size iyi hissettirmeyen eşya ve resimlerden kurtulun. İş yerinizi de ihmal etmeyin, size iyi hissettirecek değişimler yapın. Temizlik bir bütün, dolabınızdan telefonunuza size yük olacak her şeyi atmaktan çekinmeyin. Yerlerine iyi hissettiren şeyler koyabilirsiniz. 

Renklerden yararlanın

Renklerin insanı iyi hissettiren bir yanı olduğunu unutmayın. Evinizden kıyafetlerinize kendinizi iyi hissettiren renklere hayatınızda yer açın. Ağırlık veren renklerden uzak durun. 

Felaket senaryolarından kaçın

Her zaman kötü bir ihtimal vardır ama siz bunları öne çıkaran senaryolardan uzak durun. “Şu ihtimali de düşünmeliyim” diyerek en olumsuz ihtimalleri düşünmeyin. Geçmişte yaşadığınız olayları düşünün. Üstesinden geldiğiniz zorlukları hatırlayın. Kötü senaryoların çok nadir gerçekleştiğini de kendinize hatırlatın. Böylece olmamış felaketler için kaygılanmaktan kurtulabilirsiniz. 

Suçluluk duymayın

İnsan kendini suçlama eğilimine sıkça giriyor. Ancak kendinizi suçlu ilan etmeyin. Kendinizi suçlamak özgüveninizin azalmasına da sebep olur. Hataların, eksiklerin, yanlışların gerçek olduğunu kabul edip, eksikliklerinizi güçlendirmeye çalışın. 

Siyah beyaz düşünmeyin

İnsanları ya da olayları “iyi ya da kötü” diye sınıflandırmayın. Bazı insanlar kötü özellikleri olan iyi insanlar, bazı olaylar iyi yönleri olan kötü olaylar olabilir. İnsanları toptan yargılamamak kesin sınırlardan sizi korur, dostluk ve arkadaşlık ilişkilerinizi güçlendirir. 

Küçük de olsa hedef koyun 

Çok büyük hedefler olmasa da kendinize düzenli hedefler koyun. Beyniniz inandığınız şeyi gerçekleştirmeye odaklanır. Sizi mutlu eden şeyleri düşünün ve onları yeniden gerçekleştirmeyi hayal edin. Bu konuda azmederseniz, giderek kolaylaştığını göreceksiniz. 

Kişiselleştirmeyin

Kötü olayları, sözleri, durumları üzerinize alıp kişiselleştirmeyin. Bazen yaşananların etkisiyle böyle olabileceğini düşünüp, üzerinde durmamayı öğrenin. 

“Olmalı” demekten vazgeçin

Sıklıkla “meli/malı” demek sizi şartlandırdığı gibi, gerçekleşmediği durumlarda da üzülmenize neden olur. Kesin cümleler kurmaktan kaçınır. İhtimallere kapıyı aralık bırakın. 

Yaftalamayın

Kendinizi de başkalarını da yaftalamayın. Bu hem kendinize hem başkalarına olumsuz yargılarda bulunmanıza neden olur. “Ben zaten tembelim” diyerek kendinizi şartlandırmak yerine, başlayıp en azından biraz ilerlemeye çalışın. Bu hem denemeden vazgeçmenizin önüne geçer hem de bitirme ihtimalini arttırır.