8 Mart Onların Hikayeleriyle Güzel

8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Kadınların ABD’de sendikal haklarını almak, eşit iş koşullarında çalışmak için 8 Mart 1908’de başlattıkları mücadele, yıllar içinde ayrımcılığa uğradıkları her alanda varolmak için gösterdikleri çabanın sembolü oldu. Birleşmiş Milletler tarafından 1975 yılında resmi olarak tanınan ve o günden beri de tüm dünyada kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, 1900’lü yılların başından beri kadınların mücadelesini ve bu mücadele sonucunda elde ettiği hakları, başarıları ve emeği kutlama; ayrımcılığı görünür hale getirme amacı taşıyor.

Geçmişten günümüze tüm dünyaya ilham veren binlerce kadını, kadınların tüm zorluklara rağmen imza attıkları muhteşem başarıları düşününce 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kutlanmasının sayısız sebebi olduğunu görmek çok da zor değil. Dünya üstündeki tüm kadınların eşitlik için verdiği hak mücadelesi devam ettiği sürece de bu günün kutlanması için sebepler artmaya devam edecek.

Türkiye’de kadınlar hemcinslerinin aksine daha erken seçme ve seçilme hakkına sahip olsalar da toplumdaki önyargıları kırmak için zorlu bir mücadele verdiler. Erkeklerin bulunduğu alanlarda boy gösteren ve çalışkanlıkları, cesaretleriyle fark yaratan bu kadınlar sayesinde tabu sayılan pek çok konu aşıldı. Sayısız hikayeden bazılarını 8 Mart’ta hatırlayarak, bugünü kutlayalım. 

 

Kimya aşkıyla Sorbonne Üniversitesi’ne kabul aldı

Remziye Hisar Fransa Sorbonne Üniversitesi’nden mezun olan ilk Türk kadınıdır. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadın kimyacısı olarak kabul edilmektedir. Kimya konusundaki merakı onu eğitim almaya yöneltmiş, ancak eğitim alacak kurum bulamadığı için zorluklarla karşılaşmıştır. Doktor eşi Reşit Süreyya Gürsey’le Paris’e gitmesi hayatının dönüm noktası olur. Sorbonne Üniversitesi kimya bölümünde öğrenim görmeye başlar, doktorasını tamamlayana kadar burada kalır. Türkiye’ye döndüğünde 1933–1936 yıllarında İstanbul Üniversitesi’nde kimya ve fiziko kimya doçenti olarak görev yapar, 1959 yılında profesör olur. Kadınların bilim yapamayacağı konusundaki önyargıları kıran isimlerdendir.. 

 

Kurtuluş Savaşı’nda bir kadın doktor 

Safiye Ali, 1891 yılında Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğdu, Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. Balkan Savaşı sırasında İstanbul’a gelen askerlerin durumu, onun içinde doktor olma hevesi uyandırdı. Ancak o dönemde kadınların tıp eğitimi alması imkansızdı. Fakat çalışma azmiyle dikkat çeken Safiye Ali, Maarif Vekili Şükrü Bey’in yardımlarıyla tıp eğitimi almak için Almanya’ya gitti. Kadın ve çocuk hastalıkları üzerine ihtisas yaptıktan sonra yurda döndü, Cağaloğlu’nda klinik açtı. Anne sütü konusunda bilinç oluşturulması için çalışan ve bakımevlerinde de hizmet verdi, Türkiye’yi yurtdışında düzenlenen tıp kongrelerinde temsil etti.

 

Kadın haklarını savunan bir avukat 

Süreyya Ağaoğlu’nun hikayesi kadınların eğitim almak için verdikleri mücadelenin de iyi bir örneği. Lise yıllarında avukat olmayı kafasına koymuş, Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırmak için gittiğinde dönemin rektörü Selahattin Bey tarafından kahkahalarla karşılandı. Ancak talebinde ısrar etmesi ve beraberinde 3 kız arkadaşını daha götürmesi, Selahattin Bey’i yumuşatmış, Hukuk Fakültesi’nde kızların da okumasının yolu açılmıştır. Tarihimizin ilk kadın avukatıdır. Avukatlığa başladıktan sonra Hür Fikirleri Yayma Derneği ve Çocuk Dostları Derneği’nin kurucusu oldu. Milletlerarası Hukukçular Komisyonu üyesiydi. Milletlerarası Barolar Birliği Yönetim Kurulu İdari Heyet Üyesi’dir. Avukat olduktan sonra kadın hakları konusunda mücadele veren isimler arasında da yer almıştır. 

 

Taşları sanata dönüştürdü 

Güzel sanatlara olan ilgisiyle 16 yaşında Sanayi-i Nefise Mektebi’ne kaydolan Sabiha Bengütaş antik bir büstün replikasıyla dikkat çekti, heykel bölümüne alınan ilk kadın oldu. Atatürk, İsmet İnönü, Abdülhak Hamid, Ahmet Haşim, Bedia Muvahhit’in heykellerini yapan Bengütaş, Roma Güzel Sanatlar Akademisi’nde ihtisas yaptı, İtalya’da deneyim kazandı. Taksim Meydanı’nda bulunan Atatürk abidesini yapan İtalyan heykeltıraş Canoni’nin asistanlığını yapan Bengütaş, 1938 yılında Atatürk ve İnönü için yapılan heykel yarışmasında birinci oldu. Atatürk Heykeli, Çankaya Köşkü’nün bahçesinde; İnönü heykeli ise Mudanya’da yer almaktadır.

 

Rütbesi için mücadele etti 

1923 İzmir doğumlu olan Feriha Sanerk, Türkiye’nin ilk kadın emniyet müdürüdür.

1941’de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne ilk kız öğrenci olarak girmiştir. Kaymakam olma hakkı olmasına rağmen, cinsiyeti nedeniyle kaymakam olma isteği reddedildi. Bunun üzerine Emniyet Genel Müdürlüğü’nde çalışmaya başlayan Sanerk, 1953 yılında Emniyet Müdürü rütbesine yükseldi. Fakat cinsiyeti nedeniyle ataması yapılmadı. Bunun üzerine mahkemeye başvuran ve aynı yıl atamasını kazanan Sanerk, başarıyla görevini yürüttü, kendisinden sonra pek çok kadının Kaymakam ve Emniyet Müdürü olmasının yolunu açtı. Hayatı “Tarihe Adını Yazdıran Kadınlar” belgeseli kapsamında konu edilmiştir.

 

Operada bir Türk kızı 

Türk kızlarının sahneye çıkması uzun yıllar bir tabuydu. 1910’da İstanbul’da dünyaya gelen Semiha Berksoy, bu tabuyu yıkan isimlerden biri oldu. İstanbul Konservatuarı’nda ve Güzel Sanatlar Akademisi Namık İsmail Atölyesi Resim ve Tiyatro Okulu’nda eğitim aldı. Ardından Almanya’da Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’ne gitti ve burayı birincilikle bitirdi. Opera kariyerine 1934’te başlayan Berksoy, 1939’da Richard Strauss’un Ariadne Auf Naxos isimli operasındaki rolüyle Avrupa’da sahne alan ilk Türk opera sanatçısı oldu.

 

Savaşın ortasında bir kadın

Semiha Es, kadınların dünyada da var olamadığı bir alanda, savaş muhabirliği alanında çalışan sayılı muhabirlerden biridir. Türkiye’de ilk olmuştur. 1956 yılında Tifdruk tekniği ile basılan Hayat Dergisi Semiha Es’in de kariyerinin başlangıcı olur. Derginin ilk sayısında Hikmet Ferudun Es’in Malatya’dan yolladığı bir yazı dizisi yayınlanır. Röportajın fotoğrafları ise Semiha Es tarafından çekilmiştir. Celal Bayar’ın cumhurbaşkanlığı döneminde toplanan Bakanlar Kurulu, Kore Savaşı’na katılması için 4500 silahlı birliği Birleşmiş Milletler emrine vermiştir. Hürriyet Gazetesi savaşın görüntülenmesi için Semiha Es’i görevlendirmiştir. Savaşı Türkiye Semiha Es’in objektifinden izlemiştir. 

 

Radyodan duyulan ilk kadın sesi 

1912 doğumlu olan Emel Gazimihal, 1937’de İstanbul’da PTT’de çalışmaya başlar. O yıllarda henüz Türk Radyo ve Televizyon Kurumu (TRT) henüz kurulmamıştır ve radyo yayını Türk PTT’nin sorumluluğundadır. Sınavlara giren Emel Gazimihal haber spikeri olarak seçilir ve Türkiye’nin ilk kadın spikeri olur. Ankara Radyosu’nda göreve başladıktan sonra  II. Dünya Savaşı sırasında Türk halkına savaşın seyrini anlatan isim olmuştur. 

 

Seçilme hakkını ilk kullanan isim

Seçilme hakkını kullanan ilk kadın, Benal Arıman’dır. 1935 yılında İzmir Milletvekili seçildi. 

Sorbonne Üniversitesi’nde edebiyat eğitimi alan, İzmir’de Halk Partisi’nde çalışan ve Latin alfabesinin öğrenilmesi, yaygınlaştırılması için faaliyet gösteren bir isimdi. 16 yıl boyunca kadın milletvekili olarak görev yaptı. Kadınların siyasette görünür olmasını sağlayan isimlerin başında gelir. 

 

Tarihi aydınlatanlardan 

Uzun yıllar devam eden programlı kazılarla Perge ve Side antik kentlerinin gün ışığına çıkarılmasına emek vermiş; çıkarılan eserlerin sergilenmesi için Antalya ve Side müzelerinin kurulmasını sağlamıştır. 1914 İstanbul doğumlu Jale İnan, Türkiye’nin ilk kadın arkeologudur. Eser kaçakçılığına karşı çeşitli kurtarma kazıları gerçekleştiren İnan; müzeci ve arkeolog olan babası sayesinde meslekle genç yaşlarda tanışmıştır. 1995 yılında Türkiye Bilimler Akademisi’nin şeref üyesi olmuş, Türk arkeoloji tarihinin en önemli isimleri arasına adını yazdırmıştır.