İcatların Sıradışı Hikayeleri 

Şimdi her gün kullanmaya alıştığımız pek çok alet, daha bir yüz yıl önce bilinmiyordu. Hayatımızı kolaylaştıran, günlük yaşamın olmazsa olmazı haline gelen bu icatlar nasıl yapıldı? Birbirinden ilginç hikayeler, bu icatların ne büyük bir çabayla ortaya çıktığını da gösteriyor. 

Kimi tesadüfen, kimi başka bir şey ararken keşfedilen aletler bugünün dünyasının olmazsa olmazları. Her birinin birbirinden ilginç hikayeleri var ve bazıları keşfedildikten sonra tarihin akışını değiştiriyor. Bu hikayeler derledik. 

Çalar Saat

Her sabah 5’er dakika erteleyerek biraz daha uyumak istesek de çalar saat hayatımızın vazgeçilmezi. 1787 yılında bulunan çalar saat yine uykudan vazgeçemeyen bir mucidin icadı.  Amerikalı Levi Hutchins her sabah 4’te uyanıp işe gitmesi gerekince ve bir türlü vaktinde uyanamayınca çözüm aramaya başlamış. Saat üreticisi Hutchins, hep geç kalktığı ve zamanı iyi yönetemediği için bir alarm sistemi düşünmüş. Kendine ilham veren süreci şöyle anlatıyor: “Fikrim sesli bir alarm tasarlamaktı ama çok güçtü. Derken aklıma bir çan kullanmak geldi. 29*14 boyutunda bir kutu yaptım. Büyük bir bakır saatin içini oraya yerleştirerek bir çivi ve dişli kullandım. Akrep saat 04:00’e geldiğinde, çiviyi itiyor ve çivi çana vuruyordu ama vuruş tek bir vuruştu fakat çanın sesi öyle fazlaydı ki, uyanıyordum…”

İcat kısa zamanda yaygınlaştı. Hutchins 94 yaşında vefat etti, vefat ettiğnde icadının patentini almamıştı. 

Penisilin

Penisilinin icadı dünya tarihinin önemli gelişmelerinden. Pek çok kişiyi ölümden kurtaran penisilin tıp dünyasında çığır açtı. Ortaya çıkmasıysa, tesadüf eseri. 1928 yılında Londra’da çalışan Dr. Alexander Fleming, ailesiyle tatile gitmeye karar verir. Tatile çıkmadan önce hastanenin güneş görmeyen bir yerinde kültür kaplarını bırakmıştır. 1 ay sonra işe geri döndüğünde kaplarda bakterilerde bir değişiklik olmadığı farkeder. Yaptığı araştırmada küflenen kaplarda bulunan bir maddenin bakterilerin çoğalmasını önlediğini farkeder. Bakterileri öldüren maddenin adı penisilindir. Ölümcül hastalıkların iyileşmesine neden olan penisilini bulan bilim insanları 1945 yılında Nobel ile ödüllendirilirler.  

Cırt cırt

Dönem dönem moda olan, giyimi kolaylaştıran bu pratik aksesuar bağcık ya da fermuara göre daha kullanışlı. Kolay kolay bozulmayan cırt cırtın keşfi de ilginç bir hikayeye dayanıyor. İsviçre’de yaşayan elektrik mühendisi George de Mestral, bir gün köpeğiyle geziye çıkar. Saatler süren bu gezinin ardından dağlarda bolca bulunan dulavrat otunun kıyafetlerine ve köpeğinin tüylerine yapıştığını farkeder. Dulavrat otunu mikroskopla inceleyen Mestral otta pek çok kanca olduğunu görür. Bugün cırt cırt olarak kullandığımız ürünün icadı bu keşfe dayanır. 1955 yılında, De Mestral icadını naylon malzeme ile birleştirerek cırt cırtı bugünkü formuna kavuşturdu.

Kedi gözü reflektörü

Kapkaranlık bir gecede araba sürmek ister misiniz? 1933’te Percy Shaw uzun bir yola çıkmak zorunda kaldı. Sisli bir gecede otomobiliyle yolculuk yapan Shaw tam uçurumdan yuvarlanacakken oradan geçen bir kedinin gözlerinin parlamasıyla durumu farkedip ölümden son anda kurtuldu. Bu olay ilerki yıllarda pek çok insanın hayatını kurtaracak kedi gözü tasarımının önünü açtı. Günümüzde hemen tüm yollarda kedi göz reflektörleri bulunuyor ve ölümcül kazaları önlüyorlar. 

Teflon

Tencere dibi kazımaktan nefret eden insanlar için teflon yüzyılın icadı sayılabilir. Ancak bulunması mutfakla ilgisi olmayan bir tesadüf sonucu. Amerikalı kimyager Dr. Roy J. Plunkett, soğutucu madde üretimi üzerine çalışıyordu. Bir gün mesaiyi bitirirken üretimde kullandığı hammaddenin arta kalanını ertesi gün değerlendirmek üzere çelik bir tüpe koydu ve evinin yolunu tuttu. Bir sonraki gün yine her zamanki gibi sabah erken saatlerde gelip mesaisine başladı. Üretime devam etmek için bir önceki gün doldurduğu tüpün vanasını açtı. Ancak tüpten gaz çıkmıyordu. Plunkett, bu işte bir gariplik olduğunu sezdi çünkü tüpten gaz çıkmamasına rağmen ağırlık azalmamıştı. Bu da tüpün içindeki maddenin dışarıya sızmadığını gösteriyordu. Peki, ama hammadde neredeydi? Merakına engel olamayan Roy J. Plunkett, tüpü ters çevirerek vanayı tamamen çıkardı. Bunun üzerine tüpün içerisinden dışarıya ele yapışmayan, kaygan ve ısıya dayanıklı beyaz bir toz çıktı. Plunkett, tüpün içindeki gazın polimerleşerek plastik maddeye dönüştüğünü anladı. 1938 yılında keşfedilen teflonun hammaddesi ilk zamanlarda atom bombasının yapımından uzay çalışmalarına kadar pek çok alanda kullanıldı. Tarihler 1956 yılını gösterdiğinde ise bu maddenin alüminyum tavaların kaplanmasında kullanılmasıyla birlikte mutfaklardaki yolculuğu başladı. Bu tarihten sonra da teflon tavalar “yapışmaz” sloganıyla gündelik yaşamımıza girerek kendisine sarsılmaz bir yer edindi.

Güvenli kırılmaz cam

Kırılmaz camın yolculuğu da tıpkı diğer icatlar gibi bir laboratuvarda başlıyor. Fransız bir kimyager olan Édouard Bénédictus bir gün yine laboratuvarda çalışırken raftan bir deney tüpü almak ister o sırada yanlışlıkla tüpü düşürür. Zemine çarpan tüp kırılır ama bütünlüğünü koruyarak paramparça olup zeminde dağılmaz. Tüpün neden dağılmadığını merak eden Bénédictus, hemen tüpü incelemeye koyulur. Gerçekleştirdiği çalışmalar sonucunda ise camın içinde esnek bir film şeridine benzeyen bir parça görür ve bunu da incelediğinde içinde selüloz nitrat kalıntılarının olduğunu anlar. Bunun üzerine iki cam tabaka arasına selüloz nitrat yerleştirerek güvenli camı yaratır. İlk olarak I. Dünya Savaşı sırasında gaz maskelerinde kullanılan güvenli cam, daha sonra arabalarda da kullanılmaya başlandı ilerleyen yıllarda ise neredeyse güvenlik amaçlı olarak tüm cam ürünlerde kendisine kullanım alanı buldu.