Deli mi? Dahi mi?

Bugün İngilizce çalışanların elinden düşmeyen Oxford Sözlük, iki insanın inancı, kararlılığı ve azminin eseri. Sözlüğün yazılma hikayesinden yola çıkan Deli ve Dahi filmiyse, bu sözlüğün akıl almaz hikayesini ve insan azminin sonuçlarını beyaz perdeye aktarıyor. 

Bugün dünyanın en çok kullanılan sözlükleri arasında yer alan Oxford İngilizce Sözlük’ün ilk nüshası 1884 yılında yayınlandı. Sözlüğün editörü James Augustus Henry Murray giriştiği işi “çılgınca” niteleyenlere inat uzun bir çalışma sonucunda bu eseri ortaya koyduğunda, dünyanın en kapsamlı çalışmalarından birini de gerçekleştirmişti. 

Bu hikayenin perde arkasındaysa, filme adını veren bir “deli” bir de “dahi” var.  Çalışmasının başında İngiliz alfabesindeki ilk harf olan A harfinden Z harfine kadar her kelimenin tüm ayrıntılarının yer almasını isteyen Murray, ana dili İngilizce olan insanların yardımları sayesinde daha hızlı ilerleyebileceğini düşündüğü için, gazete ve dergilere ilan vererek İngiliz halkını yardıma çağırmıştı. 

Herkesi katkı vermeye çağıran Murray, İngilizlerden kitaplarda ilgilerini çeken kelimeleri anlamları ile birlikte not alarak kendisine mektup yolu ile ulaştırmalarını istedi. Bu çağrı karşılıksız kalmadı ve kısa zamanda Murray’a binlerce mektup ulaştı. Ancak bu mektuplardan birisi, sözlüğü bugünkü hale getiren işbirliğinin başlangıcı oldu. Amerikalı William Chester Minor Akıl Hastanesi’nden yazdığı mektuplarla, sözlüğün bitirmesine en büyük katkıyı verecekti. 

1872 yılında, ABD İç Savaşı sırasında yüzbaşı olarak görev almış bir cerrah olan Doktor Minor’ın geçmişinde yaşadığı olaylar akli dengesini bozmuş ve akıl hastanesine gitmesiyle sonuçlanacak olayların başlangıcına neden olmuştu. 

Sözlük için çalışmaya başladığında Jack Murray da yüksek tahsili olmayan, otodidakt ancak yabancı diller ve dil bilgisi konusunda çok birikimli biriydi. Bu görevi üstlenmesi eleştirilere yol açıyordu. Bu ikili bir araya gelerek ciddi bir ortaklık ve arkadaşlığın temelini attılar. 

Kelimelerin peşinde 

Farklı hayatlar yaşamış bu iki insan bir araya geldiklerinde kelime avcılığına başladı. İnsanlar bir yanda Murray gibi üniversite mezunu olmayan bir insanın bu işin üstesinden geleceğine inanmazken, bir yandan da ona yardım eden insanın şizofren bir cerrah olmasını yadırgıyordu. 

İkili hem kendilerini kanıtlayacak, hem hatalarını telafi edecek bir yolculukta buluştu. Murray’ın yaptığı çağrıya akıl hastanesinden karşılık veren Minor, eline geçen tüm kitaplardan A harfinden B harfine kadar önem arz eden tüm kelimeleri çıkartarak bu kelimelerin anlamlarını not almaya başladı. Aldığı notlara aynı zamanda bu kelimelerin geçtiği farklı cümleler yazarak, hangi yüzyılda hangi anlamda kullanıldığının da üzerinde duruyor, çalışmaya büyük katkı sağlıyordu. Aldığı notları düzenleyerek, mektup yolu ile Murray’a ulaştıran Minor, yedi sene boyunca bu şekilde Oxford İngilizce Sözlüğü için çalıştı.  

Ancak yedi sene sonra yüz yüze görüşen iki dostun işbirliği eleştirilere hedef olmaktan da kurtulamadı. Minor’un savaş sırasında karıştığı cinayet peşini bırakmasa da Murray onu eleştirenlere karşı her zaman savundu. 

Kimin deli, kimin dahi olduğunun zaman zaman karıştığı, başarının ne kadar çok emek istediğinin açıkça görüldüğü bu hikaye, aşk, dostluk, savaş, adalet kavramlarını da tartışmaya açıyor.  Mel Gibson ve Sean Penn gibi iki usta oyuncuyu bir araya getiren film, Natalie Dormer, Eddie Marsen, Jennifer Ehle, Jeremy Irvine gibi oyunculara da sahip. Filmin yönetmenliğini Farhad Safinia üstleniyor.  Filmi buradan izleyebilirsiniz.