Dünyaya adanmış bir hayat: David Attenborough

David Attenborough ismini ilk seferde çıkartamayabilirsiniz ancak belgesel izliyorsanız, ona denk gelmemeniz imkansız. 1950’lerden itibaren dünyanın en uç noktalarına giden, gezegenin yaşadığı değişimi ve sorunları ortaya koyan, farklı coğrafyalardaki insanların birbirini tanımasını sağlayan ikon olmuş bir isim. 94 yaşında, 6 milyon instagram takipçisine sahip ve son belgeseli “A Life on Our Planet” ile hem kendi hayatını, hem dünyanın yaşadıklarını ortaya koyuyor. 

“Dünyanın uzak coğrafyalarını nasıl tanıyabiliriz?” sorusunun en iyi cevaplarından biri belgeseller. 94 yaşındaki David Frederick Attenborough bu belgesellerin yaygınlaşması ve araştırılması konusundaki öncü isimlerden biri. 

60 yılı aşkın kariyerinde Attenborough, BBC’yle tanındı, doğa tarihi programlarının yüzü ve sesi olarak nesillere ulaştı. İngiliz natüralist David Attenborough “Planet Earth”, “The Blue Planet”, “Our Planet” gibi belgeselleriyle tanınıyor. Emekli olmayan ve çalışmaya ara vermeyen Attenborough son olarak BBC için “Extinction: The Facts” adlı bir belgeselde ekran karşısına çıktı, bu belgesel birçok hayvan türünün insan eliyle yok edildiğini anlatıyordu.

Dünyayla büyüyen hayat

Attenborough’un son belgeseliyse, kişisel yolculuğunun izlerini taşıyan bir baş yapıt. “David Attenborough: A Life on Our Planet” yalnızca dünyanın yaşadığı değişimi değil, çocuk David’in nasıl büyüdüğünü, meraklarının nasıl şekillendiğini anlatarak başlıyor. Doğaya karşı sorumluluğumuz nedir? Bu sorumluluğu nasıl farkederiz? sorularını merkeze alan çalışma, insanlarda çevre bilincinin nasıl oluştuğuna dair de ipuçları veriyor.

Attenborough yalnızca bir belgesel yapımcısı değil, dünyanın çeşitli noktalarında yaşanan sorunların görünür hale gelmesini sağlayan bir aktivist, gezegene verdiğimiz zararı bütün açıklığıyla ortaya koyan bir araştırmacı ve bu zararı geri döndürmeye gayret eden bir çevreci.

 

94 yıllık hayatı boyunca araştırmaya, çalışmaya ve üretmeye devam eden yapımcı, son belgeselinde de bu gayretini gösteriyor. Belgesel bu haliyle, kimi zaman atalete kapılan insanlara “Her zaman hareket etmek için bir neden vardır” hatırlatmasını yapıyor. 

Z kuşağına ulaşmak zor mu?

İklim krizine ilk işaret edenlerden biri olan Attenborough BM İklim Değişikliği Zirvesi’nin açılış konuşmacısıydı. 97’den sonra doğan ve Z kuşağı olarak adlandırılan nesille en iyi ileşitim kuran isimlerden biri kabul edilen Attenborough bu konuda kendine sorulan bir soruya şöyle yanıt vermişti: 

“Bu onların dünyası ve onların yarını. Ben o yarında olmayacağım ama onlar olacak. Gençlerin bu konulardan kaygı duyması çok önemli. Kaygı duyan gençlerin sayısı da giderek artıyor. Benim gibi yaşlı bir adamın söylediklerini dinledikleri için kendimi çok ayrıcalıklı hissediyorum.”

 

Çağın gerisinde kalmadı, instagram hesabı da açtı. Bu hesap kısa sürede 6 milyon takipçiye ulaştı. 

Hayatıyla ilham olan, belgeseleriyle dünyada bir çevre bilinci oluşmasına büyük katkı sunan, çalışmaya ve üretmeye hiç ara vermeden devam eden Attenborough, insanlığın doğaya verdiği zararı göstermesine karşın, bir umut kapısı da aralıyor: 

“İlk televizyon programımı yaptığımdan bu yana gezegendeki insan sayısı üçe katlandı, verdiğimiz zararın şimdi farkına varıyoruz. Aldığımız her nefes, yediğimiz her yemek doğal yaşamdan geliyor dolayısıyla doğaya zarar verirsek, kendimize zarar vermiş oluruz. Doğayla uyumlu yaşamayı öğrenmeliyiz ve insanlar artık bunu istiyor.”