Yaşlılığımı Yaşamakla Gurur Duyuyorum

Emel Özgür 1995 yılında taşındığı Antalya’da emeklilik sonrası kendine yeni bir hayat kuran bir isim. Yaşlı Evleri’ne devam etmiş, Türkiye çapında dans yarışmalarına katılmış, Akdeniz Üniversitesi’nde üçüncü üniversitesini okuyor. Aktif hayatıyla örnek olan Özgür emekliliğini, “Dolu dolu bir hayatım var, bazen zaman bulamıyorum” diye anlatıyor.  

Türkiye’de “emekliler pasif bir hayat yaşar” algısı var ve siz bu algıyı kıran bir hayata sahipsiniz. Neler yapıyorsunuz? 

5 Mayıs 1953 doğumluyum, Ankaralıyım. 67 yaşındayım. Fizik Kimya Biyoloji öğretmenliği eğitimi aldım Eskişehir’den. Sonra Gazi Üniversitesi’nde Kimya Mühendisliği okudum. Şimdi de Akdeniz Üniversitesi’nde 4. sınıf öğrencisiyim. Emekliyim ama emekliyim diyemiyorum. Emeklilikten sonra sivil toplum kuruluşlarında aktif olarak çalışıyorum. Tüketici Başvuru Merkezi’nde yönetim kurulu üyeliği yapıyorum. Antalya Valiliği’nde görevli yerel hayvan koruma görevlisiyim. Gönüllü ve ödüllü bir çevre aktivistiyim. Gönüllü gıda müfettişiyim. Bunu da Ankara Valiliği’nin yaptığı bir sınavla aldım. Muratpaşa Belediyesi’nin Yaşlı Evleri üyesiydim. Bu sene Yaşlı Meclisi’ne de üye oldum, hem de Çevre ve Hayvan Hakları Komisyonu Başkanı olarak seçildim. Sorumluluklarım fazla ama hepsini de yerine getiriyorum. Dolu dolu bir hayatım var, bazen zaman bulamıyorum. Özellikle bu Yaşlı Evleri bize çok iyi geldi. 

Emeklilik sonrası hiç boşluğa düşmediniz mi?

Antalya’ya 1995 yılında taşındık. Eşimle beraber gelmiştik, eşim hastaydı. Sonrasında onu 2000 yılında kanserden kaybettim. Tam 20 yıl oldu. Bir dönem travmalar yaşadım, sonrasında o travmaları atlattım. Daha önce iki bebeğimi kaybetmiştim. Ama şimdi diyorum ki, yalnız değilim. Kendimi topluma adamış vaziyetteyim. Kedilerim köpeklerim var, çevremde o kadar çok çocuk var ki, onlar benim hem torunum hem çocuğum. Yaşlı Evleri açıldıktan sonra bize küçük bir lavanta çiçeği verildi keselerde. O çok hoşumuza gitmişti. En son lavantanın yastığın altına konulması halinde ağrıları aldığını öğrendim, bu evler de bizi manen iyileştirdi. Yaşlı Evleri lafı bazı arkadaşların hoşuna gitmedi. Ben onur ve gurur duyuyorum. Bu yaşa gelebilmişim, bu yaşı yaşayabiliyorum. Gurur duyulacak bir şey olduğunu düşünüyorum. Orada çalışanlar sadece maaş almıyor, bizim gönlümüzü de alıyor. Sırdaş hesabım onlar. Kendi başımıza mutsuz olabiliriz. Hırçınlık gösterenler oluyor, öyle bir yaklaşımları var ki, odadan mutlu ayrılıyorlar. Bize değer vermeleri çok önemli. 

Üniversite eğitiminin yanında kurslara da katıldınız değil mi?

Sabah sporlarına katıldım, salon dansları dersine katıldım, işaret dili dersine katıldım “Sev Kardeşim” şarkısını işaret diliyle öğrettiler. Zeka oyunlarına katıldım, İngilizce dersine katıldım. Fotoğrafçılık, tiyatro, drama, halk müziği korosu, bebek örgüleri, cam boyama… Yaşlı Evi’nde hobi bahçemiz, kedi köpeklerimiz var. 26 tane ağaç diktim. Çiçekler diktim. 87 yaşındaki annem de Antalya’da. Verdikleri fideyle onun bahçesine de bir defne ağacı diktik. Bize bir bardak çay içiyoruz ama temiz havayı teneffüs ederek, dostluklar edinerek içiyoruz. Farketmeden o kadar çok derse katılmışım ki. Eskiden emekli olunca insanların aklına eczaneyle doktora gitmekten başka şey gelmezdi. Artık öyle değil. Dans yarışmalarına katıldık, ödüller aldık. Sahne tozunu yaşamış olmak muhteşem bir şey. Bu yaşta bunu yaşamak çok heyecan verici. 

Çok aktif bir hayat anlatıyorsunuz, emekli olmadan önce de bu kadar aktif miydiniz? 

Dans hep aklımdaydı benim ama hiç cesaret edememiştim. Bir yerlere gittiğinizde yaşlıysanız hep kenara itiliyorsunuz. Hatırlıyorum bir gün eşimle beraber 14 Şubat’ta Sevgililer Gününü kutlamaya gitmiştik. Bir çift geldi, ellerinde hediyeler, dağıtmaya başladılar. Bizi atladılar. Çok üzüldüm. “Biz de sevgiliyiz” demiştim. O zaman 45 yaşındaydım. Önümüzden geçip gittiler. Hediyenin verilip verilmemesi değil, görmezden gelindiğimiz için üzülmüştük. Şimdi bir diskoya gitsek yüzümüze bakarlar, “Burada ne işi var” derler ama Yaşlı Evleri’nde haklarımızı tepe tepe kullanıyoruz. İnsanın zamanında yapamadığı şeyleri gerçekleştirmesi için de bir fırsat.

Pandemi sürecini nasıl geçirdiniz? 

Pandemi sürecinde bir anda eve kapanınca psikolojimiz bozuldu. Derslere gidemedik, aktivitelerimizi yapamadık. Kilo aldım şu anda. Spor yapamıyorum. Arkadaşlarımızla haberleşmeye devam ediyoruz ama yüz yüze görüşemiyoruz tabii. Yaşlı Meclisi çalışmalarımız yarım kaldı. En ufak bir harekette belediyeye haber veriyoruz, alışveriş için liste veriyoruz arkadaşlarımıza. Eklem ağrıları çekenler var. Yaşam kalitemizi yükseltmeye çalışıyoruz.Emeklilere köşe yastığı gibi bakanlar var. Biz hiçbir zaman köşe yastığı olmadık. Bugünler bittiğinde yine eski faaliyetlerimize döneceğiz.