Fazlalıkmış gibi hissettim

Pandemi sürecini nasıl yaşadığını sorduğumuz yaş grupları arasında en karamsar olanları 70 ve üzeri kişiler. Bu süreci zorlukla geçirdiklerini, toplumda oluşan yargılardan etkilendiklerini anlatırken, içine düştükleri karamsarlığı da Metin Bey “Depresyon neymiş, nasıl yaşanırmış, 70’imden sonra öğrendim” diyerek özetliyor.

Pandemi süreci pek çok kesimi etkiledi. “Yaş dönümleri bu süreci nasıl geçirdi?” sorusuyla başladığımız yazı dizisinin son halkası 70 ve üzeri bireyler. Onların anlatımları, toplumda yaşlı bireylere yönelik oluşan olumsuz yargıları göstermesi açısından önemli. 

Pek çoğu karamsar bir tablo çiziyor ve kendini “fazlalık” olarak gördüğünü belirtiyor. Aileleri tarafından destek alsalar da, farklı kesimlerden aldıkları tepkiler onları bu süreçte yaralayan şeylerin başında geliyor. 

Babamı çok iyi anladım

Metin Bey bankacılıktan emekli olmuş. Hayatı boyunca aktif çalışan bir insanken, kalbine stent takıldıktan sonra temposunu biraz düşürmüş ve daha sakin bir hayat sürmeye başlamış. Ta ki korona günlerine dek:

“Sürekli bir olağanüstülük hayatımızın merkezine oturdu. Sokağa çıkma yasağı, sokağa belli sürede çıkma izni, seyahat yasağı derken zaten artık sokağa çıkmak falan da istemiyorum. Televizyonlarda ilk günler insanlara yapılan muameleleri görmek de izzeti nefsime dokundu. Biz kaç yaşında insanlarız. Çalışmış, gelecek nesil için birikim yapmış, sonrasında da köşemize çekilmiş insanlarız. Reva görülen bu muameleyi anlamlandırmak mümkün değil.”

Metin Bey, bu süreçte babasını anladığını söylüyor:

“Babam acziyete düşen insanları anlatmak için ‘kurt kocadı’ derdi. İlk kez bunun ne olduğunu anladım. Çok içime dokundu. Bu yaştan sonra depresyona girdim desem yeri.”

Kendi 71, eşi 69 yaşında:

“Eşimle geçen seneye kadar sürekli gezerdik. Beraber otobüsle Balkanlara gittik. Kaç kilometre yol yürüdük, bana mısın demedik. Şimdi burnumu bile çıkarmıyorum.”

Tarif defterlerini çıkardık

Saliha Hanım 73 yaşında, sürekli kendini yoklayan ağrılardan şikayetçi:

“İyi kötü bir sosyalliğimiz vardı. Benim bir arkadaş grubum var, buluşurduk, haftada bir lokantaya, pastahaneye giderdik. Bu bile bize iyi gelirdi. Yasaklara uydum tabii, mecburen. Ama artık kendimi iyi hissetmiyorum. Sürekli garip garip yerlerim ağrıyor.”

Bu hissi arkadaş grubundakilerin de paylaştığını söylüyor:

“Biz aynı mahallede oturan arkadaşlardık. Birbirimizi kaç yıl oldu tanıyalı. Kimimiz hastalandı, kimimiz kanser atlattı. Hayat türlü türlü. Fakat bu süreç hiç birimize iyi gelmedi. Telefonlaştık, konuştuk ama insan insanı gerçekten özlüyormuş.”

Eşini 10 yıl evvel kaybetmiş, evinde yalnız yaşıyor ama üst katında yeğeni var:

“Yeğenim de bu süreci evde geçirdi. Bu bana iyi geldi, çünkü çocuğu var. Arada onu oyalıyorum. Kendi kendimize bir iş çıkardık. Taa eskiden kalma tarifler var, ben yapıyorum yeğenim yazıyor. Bakıyoruz ne bugün için uygun, ne değil. Bana bunlar biraz meşgale oldu açıkçası.”

Kimseyle görüşmek istemiyorum

“Aksileştim” diyor Nevin Hanım:

“Kimseyle görüşmek istemiyorum. Saygısızlığa tahammülüm kalmadı. Oturduğum muhitte insanlar beni tanıyor, ben de onları tanıyorum. Çocukların yardımıyla internetten de alışveriş yaptım, telefonla da sipariş verdim ama kimseden bir şey istemek de istemiyorum.”

Eşi rahatsız ve onun bakımını da üstlenmiş durumda:

“Ben 72 yaşındayım. Eşim 78 yaşında, alzheimer hastası. Ev içinde dengelerimiz sürekli değişiyor. Bakıcı istemiyor. Gelenlere kötü davranıyor. Ben de galiba böyle böyle iyice huysuz bir insan oldum.”

Çocukları çare olarak eşini bakım evine yerleştirmeyi önermiş:

“O bakım evine giderse, ben nereye gideceğim? Oturduğumuz ev kendimize ait ama sonuçta burada 40 yılın yaşanmışlığı var. Bu saatten sonra alışkanlıklarımı değiştiremem. Olmaz yani, yapamam.”

Yine de iyi hayat

78 yaşındaki Emin Bey görüştüğümüz isimler arasında en iyimseri:

“İyi kötü bir hayatı yaşadık. Çocuklarımızı büyüttük. İşlerimizi bitirdik. Artık bizim için mühim olan kendimizi dinç tutmak. Elden ayaktan düşmemek. Zihnimizi çalıştırmaya devam etmek. Aksi takdirde zaten ne ömür biter ne çilemiz biter. Ne de yük olmaktan kurtulabiliriz.”

Kısa süreli yürüyüşler yapıyor, kendini çok yormamaya gayret ediyor. Hayatını disiplinle tazelediğine inananlardan:

“Ben asker emeklisiyim. Disiplin benim için önemli. Kaçta kalktım, kaçta yattım, ne yedim, ne yemedim bakıyorum. Sağlığımı korumak da bir görev. Bu görevi hem kendim hem ailem için yapmalıyım. Yine de iyi hayat, yaşamak güzel.”