Doğanın Koronavirüsle İmtihanı

Koronavirüsün hayatı durduğu günlerde insanın çevre üzerindeki etkileri belirgin hale gelirken, karantinanın bitimiyle beraber yeni bir sorun ortaya çıktı: Tek kullanımlık plastikler, tıbbi atıklar. Çevreye yıkıcı etkiler sağlamadan yeni normale geçmek de mümkün. Plastik yerine cam ya da metal pipetler kullanmak, plastik ya da kağıt kullanımını azaltmak için kendi termosunuzu taşımak, maskeleri mümkünse dönüştürülebilir çöplere atmak ilk adımlar arasında.

Koronavirüsün hayatı yavaşlattığı günlerde karşılaştığımız en çarpıcı gerçek doğanın kendini toparlama potansiyeli oldu. Fabrikaların kapasitelerini azaltması, trafiğin yoğunluğunun ortadan kalkmasıyla beraber dünyada hava kalitesi arttı. Hindistan’da yıllar sonra ilk kez Everest çıplak gözle görüldü.

Sokağa çıkma yasaklarından dünya çapında her 5 kişiden 1’i etkilendi. Bu rakamlara göre dünya nüfusunun 5’te birine ya sokağa çıkmak yasaklandı ya da “evden çıkmayın” uyarısı yapıldı.

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’nın çektiği uydu görüntüleri bu günlerde doğanın kendini nasıl yenilediğini ortaya koydu. Fabrikaların durması ve sokağa çıkma yasağının ilan edilmesinin ardından Çin’de çekilen görüntülerde 1 Ocak ve 20 Ocak 2020 tarihleri arasındaki nitrojendioksit seviyeleri arasındaki fark çarpıcı. 20 Ocak’ta nitrojen dioksit kirliliği adeta yok oluyor.

NASA’nın Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nin Hava Kalitesi Araştırmacısı Fei Liu, nitrojen dioksit miktarının 2008’de görülen ekonomik durgunluk sırasında da birkaç ülke üzerinde düştüğünü söylüyor ve ekliyor: “Böyle geniş bir alanda, belirli bir olaya bağlı olarak ilk kez bu kadar dramatik bir düşüş görüyorum.”

İstanbul da bu iyileşmeden payını aldı, hava kirliliği azaldı. Hava kalitesi orta seviyeden iyi seviyeye yükseldi.

Bu iyileşme sürdürülebilir mi?

Pandeminin etkisinin azalmasıyla beraber çevrede görülen bu iyimser tablonun devam edip etmeyeceği bir diğer soru. Koronavirüs sonrası deniz kirliliğinin kısmen azalması, biyoçeşitliliğin artması beklenirken; başka bir tehlike de gündemde: Plastik ürün kullanımının yaygınlaşması ve atıklarının yarattığı kirlilik.

Özellikle tek kullanımlık ürünlerin hijyen sağladığı algısı korona sonrası normalleşmenin çevreye olumsuz etkisi olarak gündemde. Hayata dönmenin normalleşmesiyle beraber sokağa çıkan insanların attıkları çöpler de bir diğer kirlilik gündemi.

Boğaz ve çevresinde dalış yapan dalgıç İsa Şahintürk’ün gözlemleri bu kaygıyı doğruluyor. Boğazın derinliklerini görüntüleyen Şahintürk’ün bu dönemde çektiği fotoğraflarda yüzeydeki maske ve eldiven yoğunluğu dikkat çekici.

Üstelik sokağa atılan maskeler virüs taşıma riskine sahip olduğu için tıbbi atık statüsüne giriyor ve sokak yerine mutlaka çöpe atılması gerekiyor.

Bir pipet bile çok şeyi değiştirir

Peki sokağa çıktığımızda nasıl hijyen sağladığımızdan emin olabiliriz? Bunun için izlenecek belli adımlar hem sağlığınızdan endişe duymanızın önüne geçecek hem de çevreye zarar vermeden hijyen sağlayabileceksiniz:

-Kendi termosunuzu taşıyabilirsiniz. Özellikle kahve alışverişlerinizde alışkanlık haline getireceğiniz bu davranışla tasarruf da edebilirsiniz. Bir çok yerde kendi termosunu getirenlere indirim uygulanıyor. İşyerinize de kendiniz için bir bardak götürerek tek kullanımlık bardaklar yerine bunu kullanabilirsiniz.

-Bu süreçte bardaklara ve şişelere temas etmekten kaçınmak çok anlaşılır. Fakat pipetler de çevreye en çok zarar veren materyallerin başında geliyor. Artık pek çok yerde cam ya da metal pipet bulmak ve kişisel olarak bunları kullanmak mümkün.

-Doğa yürüyüşünde kullanılan çatal kaşıklar bu süreçte içinizi rahat ettirecek şekilde dışarıda yemek yemenizi sağlayabilir.

-Kuaförde tek kullanımlık havlu kullanmak yerine kendi havlunuzu tercih edebilirsiniz.

-Kağıt maske kadar koruyuculuğu olan kumaşlardan yıkanabilir maskeler tercih edebilirsiniz.

-Maskelerinizi ve eldivenlerinizi değiştirdiğinizde çevrenizde varsa kağıt ya da plastik atık çöpüne atabilirsiniz.