En “Baba” Karakterler Onlardı…

Yeşilçam’ın hayatımıza en büyük katkılarından biri belki de her durumda bize iyi gelen filmleri. “Bak beyim sana bir çift sözüm var” diye başlayan Yaşar Usta tiradından tutun da, öğrencilerine ders vermeye çalışırken bacağını kıran Badi Ekrem’e, oğullarını evden kovsa da affeden Hilmi Bey’den, İzmir’den gelen yoksul kızı kurtarmaya çalışırken başına olmadık işler açan Haşmet’e… Onlar Türk sinemasının en “baba” karakterleri…

Türk sineması on yıllardır hayatımızın tadı tuzu. Sonu iyi de bitse, kötü de bitse, kendimizden bir parça bulduğumuz, televizyonda denk geldiğimizde istemsizce sonuna kadar izlediğimiz yüzlerce film.

Yeşilçam’ın en belirgin özelliklerinden biri, hangi yaşta olursa olsun, yetenekli yüzlere açtığı kapı. Orada “geç gelen şöhrete” yer yok, şöhret hangi yaşta gelirse gelsin, milyonlarla buluşuyor. Bunun en iyi örneklerinden biri Hulusi Kentmen. Sinema sektörüne emekli olduktan sonra girdiğini biliyor muydunuz? 

Kırklarında başlayan şöhretinde Kentmen, 300’den fazla filmde rol almakla kalmıyor, babacan rollerin aranılan ismi oluyor. Pos bıyıkları, “Aaaa bir kere burada dur” diye başlayan müdahaleleri, kızsa bile haksız bulamadığımız çıkışlarıyla sinemamızın ikonik karakterlerinden biri. 

Onun gibi sinema macerasına geç başlayanlardan biri de bugün Türk sinema tarihinin en önemli oyuncularından sayılan Şener Şen. Babası Ali Şen tiyatro oyuncusu. Buna karşın 30’lu yaşlarına kadar öğretmenlikle hayatını sürdüren Şen, ufak tefek figüranlıkla başladığı sanat hayatında Züğürt Ağa, Eşkiya, Namuslu, Muhsin Bey, Şakir gibi birbirinden farklı birçok karaktere imza attı. 

Şener Şen’in milyonlar tarafından tanınıp benimsenmesine neden olan rolü Badi Ekrem anmadan geçmek olmaz. Hele öğrencilere kung-fu öğretmeye çalışırken ayağını kırması…  Tabii bir de İkinci Hayat dizisinde canlandırdığı, kızlarıyla başa çıkmaya çalışan Ali Haydar Usta. 

Ben Yaşar Usta…

Yetişkin üç çocuğu olan bir kadın, dört çocuğu olan bir adam. Melek Hanımla Yaşar Usta’nın rahat etmek için bir araya gelmeleri, bir sürü soruna yol açmakla kalmıyor, bu maceralar içinde yeni bir hayat kurmanın her yaşta mümkün olabileceğini de bize anlatıyor. 

Bu filmi anmamızın nedeni, elbette Yaşar Usta’nın “Bak beyim sana bir çift sözüm var” repliğiyle başlayan efsane tiradı. Bu tiradın Almanca’dan İspanyolcaya pek çok dile çevrildiğini söylesek, ne kadar etkili olduğunu anlatmayı başarırız herhalde. 

Münir Özkul ister “Turşu limonsuz olmaz” diye kendini paralayan bir turşucu, ister öğrencilerini tavan arasında yakalayan otoriter bir hoca, ister hayatını kazanma derdinde bir kumpanya oyuncusu olsun, verdiği his sorulsa, verilecek cevap herhalde “babacan” olur. 

Asla kötü olamayan karakter

Sezen Aksu’nun Kırık Vals şarkısına “Nubar Terziyan sırtımı okşar/ Eski filmler hâlâ o bahçede/ Siyah beyaz ağlar” sözleriyle giren Nubar Terziyan ilk sinema filmini çektiğinde 39 yaşında. Terziyan karakterlerinin ortak noktası, ne yaparsa yapsın hep iyi bir karakter olması. Yalan söylemez, insanları üzmez, kıracak hareketlerden kaçınır, zarif ve incelikli tavrıyla sorunların üstesinden gelir. Ayhan Işık’la sinema perdesine de yansıyan dostluklarında hep Işık’ın haylazlıklarını törpüleyen, onu doğru yola sevkeden karakter olarak öne çıkar. 

Ayhan Işık’ı anmışken, Küçük Hanım ve Sezercik filmlerinden bahsetmemek olmaz. Sonrasında bir seri haline dönüşen Sezercik’in ilk “babası” Ayhan Işık’tır.

Haşmet.. Ah Haşmet…

Sadri Alışık, Yeşilçam’ın en uzun soluklu karakter oyuncularından biri. Onu anarken, ilerleyen yaşlarında imza attığı karakterleri anmamak haksızlık olur. 

Çalıkuşu’nun Miralay Hayrullah Bey’i, Kartallar Yüksek Uçar’ın Banazlı İsmail’i 80’lerde doğmuş çocukların zihnine de kazınmasını sağlar. Ancak, Sadri Alışık 1944’te başladığı sinema hayatında uluslararası festivallerde de gösterilen  Ah Güzel İstanbul’dan, uzaya uzanan maceralarıyla Turist Ömer’e kadar yüzlerce filme imza atar. Sadri Alışık da koruyan kollayan tavrıyla daima güvenilecek, dayanılacak bir karakter olarak öne çıkar.

Sinemanın en müşfik babası

Sinema tarihimiz içinde özel hayatında müşfik pek çok baba vardır ama bunlardan biri ayrı anılmayı hak ediyor: Erol Taş. 

Gerçek hayatta eşini kaybeden ve üç çocuğuna bakmak zorunda kalan Erol Taş hakkında dönemin ünlü dergisi Ses’te yayınlanan yazı şöyle diyor: 

“Evin kapısından içeri girdiğimizde, çocuk sesleri kulaklarımızı doldurdu… Erol, ‘Çocuklar daha hiç bir şey bilmiyorlar. Annelerini hastanede sanıyorlar.’ dedi. Erol Taş’ın üç çocuğu var: Güler, Gönül ve Metin. Güler ile Gönül 6 yaşında ikiz kardeş. Bu yıl okula başladılar. Metin ise 3 yaşının içinde.

Çocuklar babalarını görünce sevindiler. Fakat, bizleri tanıyamamışlardı. Erol Taş ‘Bir dakika, benim çamaşır suyu kaynamış olmalı’ diyerek yanımızdan ayrıldı.”

Erol Taş yıllarca sinemada seyircilere korku salarken, gerçek hayatında çocuklarına bakan bir baba oldu. Onun televizyondaki karşılığıysa, Şevket Altuğ tarafından canlandırılan Süper Baba’ydı. “Bana bir masal anlat baba” şarkısıyla başlayan dizi 90’lı yılları süsledi. 

Babalar gününde Yeşilçam’ın “baba”larından birini açıp izlemek, bugüne yakışır, değil mi?