Evde Kalamıyorsam Sebebi Var

Karantina günleri başladığından beri birçok insan farklı zorluklarla karşılaşıyor. 65 yaşını geçtiği halde çalışmak zorunda olanlar da sıkıntı yaşayan kesimlerin başında. Emekli olmasına karşın Milli Piyango satıcılığı yapan Mehmet Bey de onlardan biri. “Bize niye zamanında birikim yapmadınız deniyor, belki yaptık, kalmadı. Dünyanın türlü türlü hali var” diyor. 

Malta Çarşısı’nda çiğ köfte satan Üzeyir Bey 15 Marttan bu yana tezgah açmıyor. 67 yaşında. Sokağa çıkma yasağı kapsamına girdiği için evinde oturuyor. Buna karşın aktif bir hayatı var, bahçede çalışmaya devam ediyor. Karantina başlamadan önce de Tuzla-Fatih arasında her gün gidip geliyor, işinin başına geçiyordu. Nedir onu hergün böyle bir mesaiye başlatan? Ona göre, hayat:

“Bu tezgahtan gelen gelirle hayatımızı idame ettiriyorum. Bir emeklilik gelirim var ancak hareket etmeyi, spor yapmayı, insanlarla görüşmeyi konuşmayı seviyorum. 20 yıldır bir düzen içinde yaşıyorum. O düzen altüst oldu. Bizim maddi bir zorlanmamız yok çok şükür ama zorlanan çok insan var, onu da biliyorum.”

Yine aynı çarşıda çorap satarak geçinen Cevahir Bey ne yapıyor şimdi? Üzeyir Bey de bunu soruyor ve “Biz biraz keyfine ve keyifle çalışıyoruz ama bu gelire muhtaç çok insanımız var” diyor.  

Yaşlı yoksulluğu yaşlı nüfusun artışıyla gündeme gelen konuların başında. İlerleyen yaşlarına rağmen çalışmak zorunda olan, maaşla geçinemeyen ya da çocuklarına katkı yapan insanlar karantinadan etkilenenler arasında. Yaşanan süreçte çalışamamak onların da hayatını değiştiriyor. 

Biraz zevk çokça zorunluluk

Milli Piyango satıcılığı yapan Mehmet Bey, belediyeden emekli. Karısı bir yıl önceye kadar çocuk bakarak ev bütçesine katkıda bulunuyormuş. Kızlarının torunu olunca, ona yardım etmek için bu işe ara vermiş.

Genelde Beyazıt civarında çalışan Mehmet Bey, hem evde oturmaktan şikayetçi hem de belirsizlikten:

“66 yaşındayım. Kapalıçarşı’da salgın olduğu konuşmalarının ardından evde kalmaya dikkat ettim. Anjiyo olmuştum, risk almak istemedim. Bir süre sonra da yasak çıktı zaten satış yapacak insan kalmamıştı. Şimdi de ne olacağımız belli değil, bazen belki de artık çalışamam diye düşünüyorum.”

“Neden çalışıyorsunuz” sorusuna cevabı “biraz zevk çokça zorunluluk”:

“İlk emekli olduğum zamanlarda biraz kahvede vakit geçirdim, sıkıldım. Sonra bu işi ayarladık bir arkadaş vasıtasıyla. Biletçilik zor ama zevkli bir iş. Kışın üşümesi yorgunluğu çok ama sokakta gezmek de güzel, bir çay kahve içmek için duruyorsun. Envai çeşit insanla   

tanışıyorsun. Ayrıca benim maaşım, hanımın kazandığı ancak yetiyordu. İnsanlar hep ‘Neden birikim yapmadın’ diyor. Nereden biliyorsun yapmadığımı? Dünyanın bin türlü hali var. Bir adam biliyorum, 76 yaşında. Adamın kimi kimsesi kalmamış. Karısı, çocukları ölmüş, maaşı desen kirasına yetmiyor. Hala çaycıda fiş topluyor. Şimdi bu adama niye birikim yapmadın denir mi? Çocuklara da zaman zaman yardım ediyoruz, onların taksidi kredi oluyor.”

5 lira için ailemi kaybedemem

“İnsan hastalanmak ister mi?” Sabah 11’e kadar taksi kullanan Osman Bey dayanamamış bırakmış işi. 64 yaşında, sağlığı yerinde ama korkuyor:

“Ben yasağa girmesem de bıraktım işi. Taksiye o kadar az insan biniyor ki artık, neredeyse gelenlerin çoğu hastane yolcusu. Şimdi hastalansam, benle bitmiyor ki? Ben hastalanacağım, evdekiler hastalanacak, annem var 85 yaşında, o hastalanacak. Bu kadar risk alamam.”

Uzun yıllar tezgahtarlık yaptıktan sonra emekli olmuş:

“Hizmet sektörüne alışkın olduğum için ve yıllarım hep bir dükkanda geçtiğinden, artık gezmek istiyorum dedim. Taksiciliğe başladım. Durak taksisi olduğum için zorlanmadım. Bize gelip çalışan şoför belli, semtimizin yolcuları belli. O anlamda şanslıydım. Fakat salgın başlayınca korktum. Benim bünyem güçlüdür ancak, televizyonlarda dedi, siz hastalanmasanız da taşıyıcı olabilirsiniz diye. Buradan 5 lira kazanacağım diye bütün varımı yoğumu kaybedemem. Ailesiz yapamaz insan.”

Apartmanlara temizliğe giden Havva Hanım çalışmaya devam edenlerden:

“63 yaşındayım. Hastalıktan korkuyorum ama kızımla yaşıyoruz. Torunlarım da var. Kızım bu süreçte bir güzellik salonunda çalışıyordu, işsiz kaldı. Gelen yardımlar oldu ancak yine de para ihtiyacı bitmiyor. Mecburen çalışmaya devam ediyorum. Kendimi koruyarak gidip geliyorum. Babamdan kalan maaş ve bu para dışında gelirimiz yok. Çalışmamak imkansız. 

Havva kendince yöntemler bulmuş. Mesela apartmanlara çok erken saatte gidiyor. Ağzını mutlaka iki kat mendille kapatıyor. Buna karşın içi rahat değil, bütün bu süreci şu sözlerle özetliyor:

“Ne kadar dikkat etsem de korkuyorum. Kendim için korkuyorum, çocuklar için korkuyorum. Yaşlanmak değil hala böyle çalışmak üzüyor. Çalışmak da güzel ama keşke bugünlerde biraz rahat etseydik…”