Mehmet Teoman’ı tanımayan yoktur. Adını duymamış vardır da izini görmemiş yoktur. En azından bu topraklarda. Tanju Okan’ın Kadınım’ını, Nükhet Duru’yu, Zuhal Olcay’ı duymamış bir yetişkin var mıdır hakikaten?

Mehmet Teoman; müzik prodüktörü, söz yazarı, DJ, menajer, işletmeci, motosiklet tutkunu, fotoğrafçı, kâşif, iyi insan 76 yaşında bir çıtır delikanlı. Türkiye kültür hayatında Mehmet Teoman hiç olmasaydı kimbilir o hayat neye benzerdi?

Ben kendisini iki yıldır şahsen tanıyorum. DJ’lik yaptığı barda DJ kabininin arkasında kıpır kıpırdı onu ilk gördüğümde. Çok hızlı abi ilan ettim onu. Varolsun o da beni kardeşliğe kabul etti hemen. Buradan Her Yaşta okurlarına duyurmuş olayım ilk kez. Mehmet Abi ile uzun saatler sohbet ettik. Hayatını, hayata bakışını saatlerce dinledim, kaydettim. Şimdi prodüksiyon aşamasında. Nefis bir kitap geliyor. İçinde müzik, aşk, mistisizm, tiyatro, kırk bin türlü macera ve neler neler var. Mehmet Teoman kadar dolu yaşayınca insan nehir söyleşisi de aksiyon kitabı gibi oluyor tabii.

Mehmet Abi bir sene önce kanser musibetiyle boğuşmaya başladı. Çok şükür beş sıfır öne geçti kansere karşı. Ama tabii yorucu bir savaş bu. Bu yüzden DJ’liği bırakmak gibi düzenlemeler yaptı hayatında. Ama gözündeki ışık, kalbindeki enerji, zihin açıklığı ve güzel kalbi zerre kadar örselenmedi. Zaten savaşın bütün kalıntılarını temizlemekle meşgul şu sıra. Kısa zamanda DJ’lik dahil sahalara bütünüyle döneceğine hiç şüphem yok.

Korona vesilesiyle messenger kutusunu çaldım. 

Sen yaşlı mısın abi?

İşin doğrusu (1 yıl oldu) geçirdiğim operasyonlar öncesi yaşlı değildim.

Abi o kadar operasyon, hastane git geli, Bodrum-İstanbul arası mekik dokuma, 20 yaşında olsa yine yorar insanı. Peki şöyle sorayım: Yaşlı kimdir bir anlatsana?

Doğum tarihi kaç olursa olsun canı sıkılan, tembellik yapan, memnuniyetsiz, pesimist, gezip tozmayan herkes ihtiyardır. Gezip tozmayan dediğime bakma. Bugün için demiyorum (gülüyor).

Karantinaya yalnız yakalandın abi. Kiminle kapalı kalmayı isterdin? 

Mizaç itibariyle yaklaşık 20 senedir yalnız yaşamanın lüksünü yakalamış bir ‘bencil’ olarak karantina bana kimsenin eksikliğini hissettirmedi. Aslına bakarsan bir araya gelmelere, yiyip içip azmalara bu teneffüs de iyi geliyor. Tabi yaşadığım coğrafyanın ve fotoğraf ile olan ilişkimin çok katkısı var bunda.

Abi senden önce Taner abiye, Taner Öngür’e aynı soruyu sordum. Hiç düşünmeden Kim Novak dedi mesela 🙂 Sen de bir Edith Piaf olsun istemez miydin allasen?

Bende hayret edilecek derecede bu tür hayaller hiç olmadı. Edith Piaf ile ilişkim duygusal ve kültürel olarak tavan yapmıştı; hayallere yer bırakmadı. Bir ara F1 pilotu olmayı hayal etmiştim, sonra karavan pilotluğunda karar kıldım. Hala hayal ederim sıkıştıkça…

Anladım abi sıkıştıramayacağım seni. Korona’ya dönelim. Nasıl gidiyor?

Yukarıda da değindim. Aslında negatif etkilenmedim. Korona öncesinde ne kadar ıssız yerlere sortiler yapıyorsam yine daraldıkça yapıyorum kimseyle temas etmeden…

Dün akşam -kendi başıma içmekten keyif almasamda- canım bir kadeh rakı çekti. Taktım maskemi geçirdim eldivenlerimi sanayi içindeki markete gidip aldım…

Afiyet şeker olsun abi. Bu süreçte bir 65+ nefreti görünür oldu. Bu konuda ne düşünüyorsun?

Feci bir cehalet diyorum. Sözde yaşlıları koruma amaçlı alınan karar yüzlere gözlere bulaştırıldı; yaşlıları potansiyel virüs taşıyıcısı yaptılar…

Cehalet niye abi. Düpedüz kötü kalp değil mi bu?

Sorumluların konuyu planlamadan, tedbirini almadan yarım yamalak hayata geçirmesi ve temelini zayıf tutması da bir cehalet! Tabi ki eziklere, psikopatlara gün doğdu fırsat çıktı… Komplekslilere bonus!