Bir Kutup Yıldızı Olarak Nergis Festivali

Güneşli bir kış günü, ellerinde nergis demetleriyle festival yokuşundan aşağı inen binlerce kişinin tarihte tek rakibi olabilir: Sefere çıkmadan önce donanmasının yelkenlerini parfüme batıran Kleopatra! 100 bin kişi bir çiçeğin peşinde koşarken, insan bunu düşünüyor.

Yaşamak sizce ne? Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, utanç, pişmanlık ve öfke dalgaları eşliğinde yürüdüğünüz bir tünel mi? Yoksa macera mı? Maceraysa, içinde kaybolup gitmemek için  bir kutup yıldızınız olmalı.

Benim kutup yıldızım çiçekler. Nedenlerini anlatayım.

Çiçekler şaşırtıcıdır, şaşırmak merakınızı diri tutar

“Çiçekler baharda açar” cümlesinde olduğu gibi. Hayır, doğrusu “Her çiçek kendi baharında açar” ve siz “Ah, kış geliyor” derken malta eriklerine bahar gelir. Malta erikleri, tam kışa girerken, kasım sonu aralık başı gibi çiçek açar. Taç yapraklar dökülür, çiçeklerin içinde oluşmaya başlayan meyve, kış soğuğunu kızıl kahverengi, tüylü/kürklü bir kabuğun içinde geçirir. Mart, nisan ayında diğer pek çok meyve ağacında ilk çiçekler açarken malta eriği meyve verir. Dalından yeni kopardığım, bol sulu, A, C, K vitamini, demir ve kalsiyum zengini bir malta eriğini dişlerken yeni yeni çiçeklenmeye başlayan tepeleri seyretmek kadar göz ve zihin sağlığına iyi gelebilecek bir şey var mı acaba? Varsa da henüz bilmiyorum, arayıp bulmam gerek.

Aramaya başlasam, yılın bu mevsiminde etrafımı çevreleyen tepelerde, tarlalarda bulacağım şey, son nergis çiçekleri olabilir.

Çiçekler, iklimi öğretir

“Kışın açan çiçek var mı?” desem aklınıza muhtemelen hemen kardelenler gelir. Kardelen deyince de karı delip çıkmış beyaz, zarif bir çiçek.

Karaburun’da “kışın açan bir çiçek” deyince aklıma gelen ilk çiçek, nergis. Ve zümrüt yeşili tepeler. Karaburun’da nergisler aralık sonu gibi açmaya başlıyor, şubat sonuna kadar da kalıyorlar. Kış, kar örtüsünü ve otsuz çıplak toprakları çağrıştırıyor değil mi?

Karaburun’da tersine…

Kışları etraf diz boyu otlar, kış yağmurlarıyla yıkanmış ışıl ışıl zeytinlikler ve erkenci kır çiçekleriyle yemyeşil. Yazları ise her yer kuru. Toprak sararmış otların altında kayıp. Tohumlar yaz uykusunda. Kış bahar gibi, yeşil, yaz kış gibi, kuru.

Çiçekler, coğrafya öğretir

Üç buçuk yıldır yaşadığım Mordoğan, Karaburun’a bağlı bir yerleşim. Karaburun, yazları kalabalık olsa da resmi nüfusu 10 bin 759 olan küçük bir ilçe. İzmir’in 30 ilçesi içinde açık ara en küçüğü! Ama aynı zamanda en çok konuşulan, tanınan ilçelerinden.

Karaburun, geçen 26 Ocak’ta, Nergis Festivali dolayısıyla 1 gün için İzmir’den ve Türkiye’nin her yerinden akın eden 100 bin kişiyi ağırladı. Festival alanı, köy minibüslerinin kalktığı, ESHOT otobüslerinin manevra yaptığı küçük meydan ve oradan ovaya doğru uzanan dar bir yokuş.

Nergis, hoş kokusuyla ünlü bir çiçek. Karaburun ve Mordoğanlılar bu bölgede yetişen nergislerin, soğuk rüzgarlar ve toprak yapısı nedeniyle çok daha da güçlü bir kokuya sahip olduğunu söylüyorlar. Haklılar.

Güzel, güneşli bir kış günü, bu daracık festival yokuşundan aşağı ellerinde nergis demetleriyle inen on binlerce kişinin bence tarihte tek rakibi olabilir. Sefere çıkmadan önce donanmasının yelkenlerini parfüme batırdığı söylenen Kleopatra.

Çiçekler, tarih öğretir

“Yaşadığım Mordoğan artık Karaburun’a bağlı bir yerleşim” demiştim ama geçmişte, tüm Karaburun yarımadasının idari merkezi, bazen Mordoğan bazen Karaburun olmuş.

Ayrıca hem Mordoğan hem de Karaburun’un savaşlar, isyanlar, sürgünler, salgınlar ve kıtlık nedeniyle boşaldığı, haritadan silinmeye yüz tuttuğu dönemler de var.

 

Mordoğan’ın bir önceki muhtarı Kenan Üstündağ, “Geçmişten Günümüze Mordoğan” adlı kitabında köylerin geçmişte neyle geçindiğini, yükselişlerini ve gerilemelerini isim isim anlatıyor. Mordoğan ile ilgili kitaplarda “kaynak kişi”, “emeği geçen kişi” olarak adına rastlayabileceğiniz Kenan bey, kitabında anlattığı tarihin hem araştırmacısı hem de bizzat tanığı. Mordoğan İskele’deki eski muhtarlık ofisi/terzi atölyesi, meraklıların uğramadan geçmediği bir adres.

Kenan Üstündağ’ın “Geçmişten Günümüze Mordoğan”da aktardığına göre bir zamanlar 54 çeşit sofralık, 12 çeşit şaraplık üzüm yetişen Mordoğan’da önce bağcılık bitmiş. Üzümden sonra tütüne bel bağlanmış. Köyler iyiden iyiye boşaldığında, kalan bir avuç köylü bir dönem nergis ve sümbülden “iyi para” kazanmış.

Ne kadar iyi? Şu araştırma fikir verebilir. Ayşe Uzmay, Serkan Durmaz,  A.Emre Örümlü, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dergisi’nde 2001 yılında yayınlanan araştırmalarında (Mordoğan’da Nergis Yetiştiriciliği Sorunları Üzerine Bir Araştırma) Mordoğan’ın geçmişteki nergis üretimine dair rakamlara yer vermiş:

“Karaburun ve Mordoğan’da 650 dönümde yılda yaklaşık 25 milyon nergis yetiştirilmekte ve ihracatın önemli bir kısmı bu bölgeden gerçekleşmektedir.”

O dönem, nergis tüm Türkiye’den yapılan kesme çiçek ihracatında 4’üncü sırada. Nergis, tüm kesme çiçek ihracatının yüzde 8’ini oluşturuyor ve bunun önemli bir kısmı sadece Mordoğan’dan yapılıyor.

Tekrar  “Geçmişten Günümüze Mordoğan” kitabına dönecek olursak, Mordoğan bölgesinde nergisciliğin merkezi Hacılar Köyü imiş. Teke köyü, Hacılar köyü, Çatalkaya, Eski Mordoğan, Mordoğan İskele… Bunları da öyle birbirinden uzak uzak yerler sanmayın. Geçmişte katır yolları ve patikalarla birbirine ulaşan bu köyler, bugün yeni yollarla birbirine bağlı, neredeyse iç içe mahalleler.

Mezartaşlarına bakılırsa en az 290 yıllık bir geçmişe sahip olan Hacılar köyü, bir zamanlar tüm Karaburun yarımadasında nergisçiliğin merkeziymiş.

Çalışkanlığıyla ünlü Hacılar köylülerinin deniz yoluyla İstanbul, Beyoğlu’na nergis satmaya gittikleri anlatılıyor. Ancak köy 1969 depreminde yıkılınca terk edilmiş, yıllar sonra bugün arazisi üzerinde yeniden evler, yazlıklar yükseliyor.

Hacılar köyündeki bu yeni evlerin, yazlıkların arasında yürürken, görmeden geçmemenizi tavsiye edeceğim bir yer var: Karaburun Belediyesi’nin nergis tarlası!

Çiçekler, umut etmeyi ve çalışmayı öğretir

Karaburun ve Mordoğan’da nergisçiliğin yeniden canlandırılması, hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hem Karaburun Belediyesi’nin hedefleri arasında. Büyükşehir’in, Karaburun Belediyesi’nin, Ege Üniversitesi’nin, Karaburun Ziraat Odası’nın, kooperatiflerin yaptığı çalışmalar var. Başarabilecekler mi?

Yukarıda, bir zamanlar  “Karaburun ve Mordoğan’da 650 dönümde yılda yaklaşık 25 milyon nergis yetiştirildiğinden” söz etmiştik. Karaburun Belediyesi’nin rakamlarına göre ise bu yıl Karaburun’da 200 dönüm alana nergis ekildi. Karaburun’da yetişen nergisler İzmir’in yanı sıra, İstanbul, Ankara, Bursa ve Eskişehir gibi illere de gönderiliyor.

Karaburun’un köyleri artık eskisi gibi bomboş değil. Ancak nüfusun yaş ortalaması yüksek. Nergisçiliğe verilen desteklerin ardından genç nüfustan köye dönenler olması, umut veriyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi bu eylül ayında Karaburun köylerinde, 64 üreticiye, toplam 317 bin nergis soğanı dağıttı. Üretici başına yaklaşık 50 bin soğan…

Nergis festivalde, bir adeti adeti 1 liradan satıldı. Ben bir tane 20lik bir tane de 5 lik demet aldım. Bir hafta boyunca ev mis gibi koktu.

Aynı zamanda bahçedeki nergisler de açmıştı. Bu nergisler, dam üzerinde bir odadan oluşan evimi satın aldığım, aynı zamanda halen komşum olan Yahya amcadan bana hatıra.

89 yaşındaki Yahya Çevik,  Eski Mordoğan köyünün hala üretimden kopmayan saygıdeğer sakinlerinden. Yahya amca ve ailesi, üzüm, buğday, bal, tütün, süt, nergis kısacası Mordoğan’da üretilebilecek ne varsa üretmiş.  Kenan beyin kitabında “örnek tütüncüler”, “örnek nergisciler” listesinde de adı geçiyor.  Eskiden, şimdi benim oturduğum tek göz ev boşken, aralık, ocak, şubat soğuğunda topladıkları nergisleri getirir, imece usulü orada demetlerlermiş. “O zamanlar bu evde  15 bin nergis demetlediğimiz oldu” demişti. Sonra ne olmuş? Hastalık gelmiş.

Şimdi, Eski Mordoğan Köyü’nde bildiğim sadece iki nergisçi var. Yahya amca yaşlarında, çok sevdiğim iki hanım. Yeni kuşak nergisçilerin onlardan öğreneceği çok şey olmalı…

Eski Mordoğan’da anlatacak şey çok… Köy, 14. yüzyıldan kalma camisiyle ünlü. Bölgedeki 23 köy camisi içinde, kubbesi olan tek cami ve bir kadının adını taşıyor: Ayşe Kadın Camisi. Ve caminin iç kubbesi yine Mordoğan’a rengini veren çiçekler, karanfiller, nergislerle bezeli.

Annem, ben çocukken bazen eve çiçek alırdı ve her defasında “Bunun kokusunu çok seviyorum” derdi. “Kokusu çok güzel” çiçeğinin adını sonradan öğrendim: Nergis. Şimdi kışın ortasında o kokularla yeniden tanışıyorum. “Kooperatif nergis üretiminde öne çıkıyor” demiştik, kooperatif bahsi başka bir yazıda.