Bond: Yaşlanmaya Niyeti Olmayan Kahraman

Takvim yaprakları, 1953’ü gösterdiğinde, Ian Fleming şık takım elbisesiyle, James Bond isimli bir Mİ6 ajanının maceralarını kaleme alıyordu. Casino Royale isimli casus romanı ilk yayınlandığı andan itibaren casusluk ve macera edebiyatında bir dönem noktası yarattı. Soğuk Savaş atmosferi içerisinde, gizli casus James Bond, maceradan maceraya atlıyor, dünyayı nükleer savaştan ya da terör saldırılarından kurtarıyor; şeytani kötülere hadlerini bildiriyordu. James Bond, tüm bu aksiyonun içerisinde, şık takım elbiselerinden,salonlarda arz-ı endam etmekten de geri kalmıyordu.

Bond’un ışıltılı cazibesi, kısa süre içerisinde yapımcıların dikkatini çekti ve kitap sayfalarından çıkıp beyaz perdeye çıkacağı gün geldi.

1962’de yapımcı Albert Broccoli ve Harry Saltzman Fleming’ten serinin haklarını aldı. İlk uyarlama için, yazarın 1958 yılında kaleme almış olduğu Dr. No düşünüldü. Peki Bond’u kim oynayacaktı? Bir çok farklı isim aday listesine girdi. Kazanansa 32 yaşında o güne kadar tanınmamış bir aktör olan Sean Connery oldu.

Burada Fleming’in, ilk başlarda Connery’i pek beğenmediğini, Bond rolü için hantal bulduğunu not düşelim. Buna karşın, film vizyona girer girmez Bond rolü için Connery’in ne kadar doğru olduğu ortaya çıktı.

Connery ve Bond birlikteliği 5 filmle daha devam etti. Connery, rolünü Georg Lazenby’e devrettikten sonra yeniden dönse de 1973 yılında seriyi ve 007 ünvanını bu sefer Roger Moore’a devretti. Moore 1973’ten 1985 yılında kadar bu rolü tam yedi kez canlandırarak, Bond rolünü en fazla oynayan aktör olarak tarihe geçti, 1985’te son kez 60 yaşında Bond rolünü üstlendi.

Takvim 2000’li yılları gösterdiğinde yapımcılar, her şeyin üstesinden burnu bile kanamadan gelen, son teknolojik tesisatla donanmış ve ne yapmaya çalıştığı pek belli olmayan kötülerin etrafta dolaştığı bir serinin seyirciyi sıktığının farkına vardı. Bond serisini yeniden canlandıracak hamle olarak, Daniel Craig’le anlaştılar.

Hikayenin zaman ayarı da, ta en başlangıca, Bond’un 007 olmadığı yani öldürme yetkisine sahip olmadığı zamana çekildi. Craig’li ilk seri, Fleming’in yazdığı ilk Bond romanı Casino Royale’di. Daniel Craig’li yeni Bond serisi çok beğenildi. Derinleşmiş karakter, iyi yazılmış ve belirli bir amacı olan kötüler 2020 yılında gösterime girecek yeni Bond filmi No Time to Die filmiyle karşımıza çıkacak.

Bond Hariç Herkes Yaşlandı

Ian Fleming’in unutulmaz karakteri James Bond, 50 yıldan fazladır hayatımızda. Romanlar haricinde tam 25 kez seyirci karşına çıkan Mİ 6 ajanı bir türlü yaşlanmıyor, eskimiyor, demode olmuyor. Sinema tarihinde, bu denli uzun soluklu bir şekilde yer alabilmiş çok nadir karakter var.

Rocky Balboa, Rambo, İndiana Jones hatta Luke Skywalker’un bile yaşlılık hallerini perdede gördük. Fakat aynı durum James Bond için geçerli değil. Bond’u oynayan karakterler yaşlı halleriyle karşımıza çıkıyor ama Bond yaşlanmıyor. Roger Moore, son kez bu rolü oynadığında 60 yaşında, California’da bir Zeplin’in tepesinde kötülerle savaşıyordu ve yine çok genç görünüyordu.

Bununla beraber, Daniel Craig’li yeni seride, Bond’u ilk kez orta yaş krizinin ortasında ve bir şeyleri tam olarak yapamazken görmeye başladık. Böylelikle Bond, fanilerin arasına inmiş oldu. Özellikle Skyfall filminde, Bond testlerden geçemedi, etrafındaki herkes ona emekli olmasını önerdi. Demode usturası, elinde silahla sağa bu yaşta koşturmasının anlamsızlığı yüzüne vuruldu. İan Fleming, Bond’u 40’lı yaşlarda biri olarak tasarlamıştı. Gerçekten de o yaşlarda biri için bu kadar aksiyon biraz fazla mıydı? Cevap belli ki, hayır. Dünyanın en tehlikeli adamlarına hadlerini bildirip, dünyanın en güzel kadınlarıyla flört eden bir casustu kendisi.

Rocky ve Rambo emekliliğe ayrılırken, kendisi sahada koşturmaya devam ediyor; bunda sonra da edecek gibi de duruyor. Belki de bu yüzden kendisini emekliliğe ayrılmış bir vaziyette hiç görmeyeceğiz.

Peki Bond neden yaşlanmıyor? Ya da başka bir ifadeyle kendisi neden emekliliğe ayrılmıyor? Bond’un yaşsızlığının en büyük sebebi, onun sıradan bir aksiyon kahramanın olmaması. Ian Fleming, kendisini sofistikte, çok sayıda dil bilen, salon adamı, lüks zevkleri olan bir karakter.

James Bond, İngiltere ve ABD’nin çıkarlarını koruyan, cinsiyetçiliği, pahalı takım elbisesi, saatleriyle yürüyen reklam panosu imajı gibi bir dolu can sıkıcı özelliğe sahip olmasına rağmen, eskimiyor. Herkesin ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Kendisi masada, lafını bölmek istemeyeceğiniz, güzel hikayeler anlatan mahallenin en şık abisi. Ne de olsa kendisi Bond James Bond…