Telaşsız ve İddialı: Nebahat Çehre

Onun yüzünü gördüğümüzde çoğumuzun kulaklarında “Sen Bihter Ziyagil’sin aptallık etme!” repliği çınlasa da, efsane dizi karakteri Firdevs Yöreoğlu’na hayat veren oyuncu Nebahat Çehre oynadığı bu karakterin tam zıttı denebilecek kadar dingin, naif ve hırslarından arınmış bir kadın.

Magazin basınında genelde “yıllara meydan okuyan” güzelliği ile anılsa da Nebahat Çehre hakkında bu övgü dolu yakıştırmalardan çok daha fazlasını söylemek mümkün. Çünkü uzun yıllar Yeşilçam’a emek veren bu zarif kadın, telaşsız ve tadını çıkararak yaş almanın adeta kitabını yazıyor.

Babasız, mahzun bir kız çocuğu…

Dört çocuklu Çehre ailesinin tek kızı olan Nebahat Çehre 15 Mart 1944 tarihinde Samsun’da dünyaya gelir. Babası İzzet Çehre’nin ani ölümü nedeniyle çok küçük yaşta annesi ve kardeşleriyle birlikte İstanbul’a taşınan Nebahat Çehre, İstanbul Fatih’te kendi deyişiyle renkli ve eğlenceli bir çocukluk geçirir. Kalabalık ve sevgi dolu bir ailede büyüme şansına sahip olan bu güzel küçük kız, baba acısını hep yüreğinde hissetse de, annesinin babasının ölümünden sonra evlendiği üvey babası ile baba figürüne kavuşmuş olur. Aile içindeki ani değişimlerden ötürü hep çok sessiz ve utangaç bir çocuk olan Çehre, Yeşilçam’la ilk kez henüz 8 yaşında temas eder. Bir gün evin kapısı çalınır ve bir film yapımcısı “Çocuğunuzu filmimizde oynatmak istiyoruz” teklifi ile gelir. Ancak küçük Nebahat’ın üvey babası, kızının eğitim hayatını olumsuz etkileyeceğini düşünerek yapımcıların teklifini geri çevirir.

Ancak bu küçük kızın sahip olduğu “doğal güzellik” çok geçmeden fark edilecektir. Henüz 15 yaşındayken, kendini Türkiye Güzellik Yarışması’nda buluverir. Sonraki yıllarda, çocuk yaşta yarışmaya girdiği için pişmanlık duyduğunu açıklayan Çehre, kendisinden çok daha büyük adayları geride bırakarak Türkiye Güzeli tacını almaya hak kazanır. Böylece mankenlikten oyunculuğa uzanacak uzun kariyeri başlar.

30 yıla 3 hayat sığdırmak…

Henüz 17’sinde Ümit Utku’nun yönettiği “Yaban Gülü” filminin başrolüne seçilen Nebahat Çehre, genç yaşına rağmen öylesine ağır başlı ve olgundur ki filmde canlandırdığı Nilgün karakterinin şımarık ruhunu bir türlü içselleştiremez. Çok sonraları “Amatörlük ve etik dışı bir davranış” olarak nitelendirse de, ilk filminin çekimlerini yarıda bırakır. Ancak çıkış, kariyerinde bir düşüşe neden olmaz. 1962’de Türk sinemasının dev ismi Metin Erksan’la tanışıp “Acı Hayat”ta rol alacaktır. Yardımcı kadın oyuncu olarak rol aldığı bu gişe rekortmeni film, yılda ortalama 6-7 film çekeceği 13 yıllık bir dönemin başlangıcı olur. 

Yılmaz Güney’le tutkulu bir aşk yaşayan Çehre, sadece 450 gün süren evliliğini ciddi hasar alarak bitirmek durumunda kalır. Fakat Güney’le daima uçlarda yaşadığı bu ilişki Nebahat Çehre’nin kendi yeteneklerini keşfetmesinin de önünü açar. Ancak gerek yeteneği, gerek set disiplini, gerekse güzelliği ile bir yıldız gibi parlayan Çehre, hiçbir zaman Türk Sineması’nın divası olmaz. Yıllar sonra verdiği bir röportajda bu durumu “Hırslarım yoktur. Elimden gelenin en iyisini yapıp gerisini akışa bırakmaya inanırım. Ayrıca insani değerlerim benim için her şeyin üstünde. Yani bu yüzden, sırf kalp kırmamak ve nefret dolu bakışları üzerime toplamamak adına geride kalmayı tercih etmişliğim de oldu” ifadeleriyle açıklar.

70’li yılların ortasında Türk Sineması’nın avantür filmlere yönelmesiyle oyunculuktan elini eteğini çeken Nebahat Çehre bu yıllarda pek çok Yeşilçam aktristi gibi gazinolarda şarkı söylemeye başlar. Zeki Müren tarafından keşfedilir ve özellikle klasik eserlere yaptığı başarılı yorumlarla o dönem adından fazlasıyla söz ettirir. Ancak yine 10 sene süren bir müzikal kariyerden sonra ilk aşkı olan sinemaya geri döner. “Hayattaki en büyük iki pişmanlığımdan biridir müziği bırakmak” sözleriyle özlemini dile getiren Nebahat Çehre, belki de sırf sahip olduğu tevazu nedeniyle iki işi aynı anda yapmak istemez.

Firdevs Yöreoğlu ve Aşk-ı Memnu fenomeni

Eskisi kadar yoğun olmasa da yine sinema ile dopdolu geçen 80’li ve 90’lı yılların ardından Nebahat Çehre, Türk dizi sektöründen yapımcıların dikkatini çeker. O yıllarda 55 yaşlarında olan Çehre güzelliği ve zarafeti ile adeta bir “güzel yaşlanma” sembolüdür. Tecrübeli oyuncu asil duruşu ile o dönem TV dizilerinde zengin, dominant ve çekici kadın karakterlerini canlandırır. İlk olarak Haziran Gecesi dizisi ile başlayan bu serinin ikinci ve en ikonik halkası Reşat Nuri Güntekin’in aynı isimli romanından uyarlanan “Aşk-ı Memnu”dur. Bu dizideki Firdevs Yöreoğlu karakteri ile 10 yıl sonra bile hala gündemde olan Çehre, bugünden sonra artık sadece yeteneğiyle değil “yaşının en iyisi” olmayı nasıl başardığıyla da konuşulur. 

Sanılanın aksine hiçbir zaman sıkı diyetler ya da spor programları uygulamayan Nebahat Çehre’nin bu kadar genç ve güzel kalmasının ardındaki en önemli şey hayatındaki dengedir. Küçük bir sosyal çevrede, yavaş ve mütevazı bir hayat sürmeye gayret eden Çehre’nin uzun yıllardır şeker tüketmediğini ve her gün düzenli yürüyüş yaptığını da eklememiz gerekiyor. Hayatında hiç cilt bakımı yaptırmadığını sözlerine ekleyen Çehre, mecbur kalmadıkça makyaj yapmamasının da cilt güzelliğine katkı sağladığına inanıyor.