Ağaçlar Olsun, Ormanlık Sağım Solum

Emekli olmadan emekli hayatı yaşamak, işler güçler son hızıyla devam eder, şehir hayatı üstünüze üstünüze gelirken şöyle durup, derin bir soluk almak ister misiniz? O zaman, hemen uygulayabileceğiniz on basit öneri ile yavaşlamak, sadeleşmek, yarını beklemek yerine ‘şimdi’nin içinde genişlemek olsun niyetiniz…

Toprağım olsun birkaç dönüm, ekeyim biçeyim, mesela atalık tohum pembe domates… Ya da topa biberi… Küçük, alaca biberler… Ne kadar da güzeller… Birkaç tane de zeytin ağacı. Barış, aşk ve bereket dolu dalları…

Yürümekten; çiçekle, toprakla, ağaçla hemhal olmaktan öyle yorulayım, öyle yorulayım ki uyku pek tatlı gelsin, alarmsız açayım gözümü yeni güne, telaşsız izleyeyim güneşin doğuşunu, mutfakta çay demlensin ağır ağır, cama vursun çaydanlığın buğusu, zeytini iki lokmada, tadını çıkara çıkara yiyeyim, pencereden nar ağacı görünsün, dallarda yaz boyu neşeli nar çiçekleri sürsün, sonbaharda top top narlar büyüsün, denizde yıkayayım yüzümü, sessizce arayayım, yavaş yavaş bulayım özümü…

Çoğumuzun emekli olunca yapılacaklar listesi, en azından o listedekiler yapıldığında hissettireceği duygular aşağı yukarı böyle. Hatta bu listeye eklenecek daha pek çok kalem var belki de…

Pekala sıra dışı şeyler de teyellenebilir ucuna, mesela trenle Avrupa’yı gezmek, Güney Amerika’yı görmek, Yağmur Ormanları’nda bir gece, Jog Şelalesi’nde bir gün geçirmek, balona binmek, çölde yürümek, kaya tırmanışı yapmak ya da yemek kursuna gidip mesela Meksika mutfağını eni konu öğrenmek de…

Ama sadeleşme, yavaşlama, ancak durduğumuzda farkına varabileceğimiz güzelliklerin ayırdına varma ve bu yolla basitçe mutlu olma imkanıyla genişliyor kalp aslında, emeklilik lafını duyunca.

Nasılsa çok zaman olacak o vakit diyor durmaya ve uzun uzun bakmaya.

Peki, emekli olmadan da durup uzun uzun bakabileceğinizi, çay demlenirken ağır ağır buğusunda mutlu olabileceğinizi söylesem…

Yani emekli olmadan önce emekli olmak mümkün desem…

Birkaç yıldır ektiğim biçtiğim, sebze meyve atıklarını kompost yapmak suretiyle geri dönüştürdüğüm, satın alma alışkanlıklarımı değiştirdiğim, kendi ürettiğim ya da üreteni tanıdığım gerçek gıdayla beslendiğim, yavaşladığım, sadeleştiğim ve bu yolla mutlu olduğum bir hayat yaşıyorum.

Yani aslında emekli olmadan emekli olmanın imkanını sorguluyorum, yaşamanın ana yolundan sapıp tali yollarını arıyorum.

Bu mümkün mü hakikaten derseniz, on adet naçizane ipucu için buyurun.

“Şimdi” yap

Biz insanlar zamanı hep ilerleyen, başlayan ve sonlanan bir şey gibi algılarız oysa zaman ileri doğru giden bir şey olmaktan ziyade bir şey, bir ‘an’lar silsilesidir. Döngüseldir. Günler, mevsimler, ömürler başlamaz ve bitmez. Dönüşür, değişir. Dolayısıyla bir şeye başlamak, bir şeyi yapmak, bir şeyi yaşamak için en iyi ve en doğru zaman şimdidir.

Yapmak istediklerinizi ertelemek, gelip gelmeyeceği kesin olmayan ideal bir gelecek tahayyülünde tükenmemek için içinizden geçeni hemen şimdi yapın. En azından bunun yollarını arayın. Teorik anlamda ‘an’ın kıymetini bilmek, pratikte de pek çok şeyi değiştirir.

Aslında bunu yaptığımızda, şimdiyi yaşadığımızda tüm bir hayat değişir.

Önerim: Hemen şimdi durup etrafınıza bakın ve sadece şu an olan bir şeyi fark edin. Mesela tepedeki bulut. Bir daha o bulutun aynısı asla olmayacak.

Kitap desteği: Şimdinin Gücü/Eckhart Tolle

Daha az harca

Durmadan satın almak mutluluğun garantisi değil. Araştırmalar, kendisini daha çok para kazanmaya adamak yerine ailesiyle sıkı bir bağ kuran ve dayanışma içinde olduğu sosyal bir çevreye sahip olan insanların daha mutlu olduğunu gösteriyor.

Kuzey Avrupa kültüründe sık görülen, bizde de imece yoluyla üretilen ortak emek, ortak üretim ve bu sayede güvenli yaşama yollarına bir bakın derim.

Daha az para harcamak, küçülmek, giderleri azaltmak demek para kazanmak için ayırdığınız zamanı başka şeylere ayırabilmeniz demektir.

Dışarıda yemek yerine evde yemek pişirmek, markete gitmek yerine pazardan alışveriş etmek, yenisini almak yerine onarmak, satın almak yerine ödünç almak ve en önemlisi kanaatkar bir hayat kurmanın koşullarını yoklamak, para dışında da yaşamımızı güzelleştirecek ve bize güven verecek şeylerin olduğunu görmemizi sağlar.

Fotoğraf: Elif Türkölmez

Parayı, daha fazla eşya, daha yeni bir telefon ya da her kış yeni bir palto gibi aslında çok da ihtiyacınız olmayan alışverişler için değil, yeni deneyimler için harcamaya başlayın.

Yaşlandığınızda sizi mutlu edecek şey dolapta kaç çift ayakkabınız olduğu değil, anılarınızı hatırlamak olacak.

Hatta en güzel anılarınız, çıplak ayak kumlara ya da çimenlere bastıklarınız arasından çıkacak.

Önerim: Telefonunuzdaki yemek siparişi uygulamalarıyla vedalaşın, kendiniz için basit, sağlıklı ve ucuz yemekler pişirmeyi deneyin.

Kitap desteği: Azla Mutlu Olmak/Francine Jay

Sebepsiz mutlu ol

Eğer sizin için mutlu olmak koşullara bağlıysa, asla mutlu olmayacaksınız. Emekli olduğunuzda bile!

O iskelede oturup güneşin batışını izlerken bile. Zeytin ağacının gölgesinde uyuklarken bile. Torunlarınızı severken, havada asılı közlenmiş patlıcan kokusunu içinize çekerken bile.

Çünkü mutlu olduğunuz her an, bir sonraki mutluluk anını bekliyor olduğunuzu fark edeceksiniz.

“Tamam şimdi mutluyum ama ya yarın olmazsam, ya kış geldiğinde, ya beş yıl sonra yürüyemediğimde mutlu olmazsam” diye üzüleceksiniz.

İçinizde mutlu olmak için yeni bir koşul belirmesi gerektiği inancıyla kavrulacaksınız.

Oysa mutluluk koşullara bağlı değildir. Yani ‘ekmeğim olduğu için mutluyum’ değil doğru cümle, ‘mutluyum ve ekmeğim var’ asıl mesele.

Mutluluğu bir sonuç, bir ürün gibi görmek yerine, onun zaten içinizde varolan bir cevher olduğunu idrak ederseniz mutlu olmak için emekliliği beklemenize gerek kalmayacak. O iskelede gün batımını izlemek için işten çıkınca yarım saatinizi ayıracaksınız. Günlük tutmaya başlayıp her gün beş dakikanızı duygularınızı, düşüncelerinizi yazmaya ayıracaksınız. Sabah hızlı duş almak yerine akşam mum yakıp, duşun içine lavanta yağı döküp daha uzun ve her şeyin daha farkında olarak, sıcak suya, bedeninize, lavanta kokusuna, sağlığınıza şükrederek yıkanacaksınız. Hayat bir zorunluluk olmaktan çıkıp keyfe, yaptıklarınız mecburi işler olmaktan ziyade ritüele dönüşecek.

Önerim: Meditasyon yapın. İlla oturup gözlerinizi kapatmak zorunda değilsiniz. Yemek yerken, üzerinizi giyinirken, pazardaki elmalara bakarken anda olun, her şeye berrak bir farkındalıkla yaklaşın.

Kitap desteği: Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat/ Pema Chödrön

Balkon tarımını keşfet

Emekli olunca sahip okunacaklar listesinin en başında küçük bir bahçe geliyor, biliyorum. Ama bahçe sahibi olmak için çok paraya, geniş araziye ya da bolca vakte ihtiyaç olmadığını hemen söylemem gerek çünkü bizzat deneyimledim ve gördüm. Kınalıada’da bahçeli bir evde yaşarken İzmir’de bir apartman dairesine taşınmak zorunda kaldığımda üretmeyi, ekip biçmeyi bırakmak zorunda kalacağımı sanıyordum ama öyle olmadı. Şu an bu yazıyı yazdığım terasta hemen yanımdaki büyük saksılarda, babaannemin bostan bozumundan gelen fasulye tohumları büyüyor. Nane, biberiye, semizotu tarhları önümde. Evin arkasındaki küçük alanda avokado ve zeytin ağacı boylanıyor, hemen yanında güzel kokulu selluka ve akşamsafası ise kış uykusuna geçmeye hazırlanıyor. Yeter ki isteyin, emekli olmadan ekip biçmek, az ve basit de olsa kendi gıdanızı üretmek elbette mümkün. Üstelik nane, fesleğen, kekik gibi aromatik bitkiler yetiştirerek arıların hayatta kalmasına katkı sağlamak, sebze meyve atıklarını kompost yaparak dönüştürmek ve bütün bu yollarla, dünyayı sürekli kullanmak ve tüketmek yerine takdir etmek ve çoğaltmak, insanın gözünü ve gönlünü tatmin eden bir uğraş.

Önerim: Büyükçe bir kova alın, sokaktan kuru yaprak toplayın ve sebze meyve kabuklarını, kağıt çöplerini atarak ev tipi kompostunuzu hemen, şimdi hazırlayın.

Kitap desteği: Permakültür Şehirde/Toby Hemenway

Sağlıklı ye, ruhunu da doyur!

Hipokrat “Yedikleriniz ilacınız, ilacınız yedikleriniz olsun” dediğinde aslında bedenimizin ihtiyaç duyduğu her şeyin doğada karşılığı olduğunu söylüyordu. Ancak bugün insanlar gıdaya dolaylı yoldan, aracılar vasıtasıyla eh biraz da yabancılaşmış halde ulaştığı için insan ve doğa bağlantısı kopmuş, insan özüne, yediğine, ilacına yabancılaşmış durumda.

Sarımsağı topraktan sökmek ne kadar zordur bilen var mı aranızda?

Yabani pırasa gördüğünde tanıyan ve toplayan ya da…

Ot toplayan insan kalmadı etrafta, evde gerçek gıdayla, mevsiminde, yerel ürünle şifalı çorba kaynatan da…

Bütün bunları yapmak için emekli olmanıza gerek yok.

Hemen bugün gıda satın alma alışkanlıklarınızı değiştirmeye başlayabilirsiniz.

Az ama öz gıdanın kıymetine aymaya niyet edebilirsiniz.

Her şeyi, kökü, sapı, yaprağı değerlendirmek, az enerji ve az su harcayarak yapılan reçetelere mutfağınızda daha çok yer vermek, yemeğinizin dokusunun, kokusunun, tadının farkına vararak, her lokmayı büyük bir şükür duygusuyla yiyerek şifalanmak yediğinizin ilacınız olmasını sağlamak için önemli bir başlangıçtır.

Önerim: Bundan sonraki ilk öğünde kendinize sağlıklı, basit, ucuz ve az enerji harcanarak yapılan bir tabak yemek hazırlayın. İsterseniz biraz fazla yapın, arkadaşlarınızı da çağırın.

Kitap desteği: Ruhun Doysun Gıdaya Saygı/Kolektif

Topluluk kur

Pek çok emekli, yalnız ve sessiz, bahçe işleri ve hayvanlarla çevrili bir gündelik hayatla baş başa kaldığında aslında istediğinin bu olmadığını anlayıp hayal kırıklığına uğrayabiliyor. Yaşlılıkta yalnız kalmak sanıldığı kadar harika bir şey değil hatta depresyon başta olmak üzere çeşitli psikosomatik rahatsızlıklara neden oluyor. Bu yüzden topluluk olmanın kıymetini bilmek gerek. Aile, çocuklar, torunlar, yakın dostlar, arkadaşlar, sosyal çevre aslında sahip olduğumuz pek çok şeyden daha kıymetli.

Yapılan araştırmalar dünyadaki en uzun ömürlü insanların destekleyici ve güven veren bir topluluk içinde yaşayan insanlar arasından çıktığını gösteriyor.

Ne sağlıklı beslenme, ne düzenli yürüyüş ne de genetik faktörler çevresindeki insanlar tarafından desteklenen ve sevilen birisinin sahip olduğu yaşama sevincine erdiremiyor insanı.

Emekli olmadan önce de emekli olduktan sonra da etrafımızdaki topluluğun kıymetini bilelim.

Önerim: Hemen şimdi, epeydir aramadığınız bir arkadaşınızı arayıp onu ne kadar sevdiğinizi söyleyin.

Kitap desteği: Lykke Dünyanın En Mutlu İnsanlarının Sırları/Meik Wiking

Fişi çek

Daha az çalan bir telefon, mail kontrol etmeme rahatlığı, sessiz ve dingin günler… Hayalini kurduğunuz bu sessizliğe ve dinginliğe kavuşmak için kendinize ‘fişsiz günler’, hiç olmazsa ‘fişsiz saatler’ armağan edebilirsiniz.

‘Unplugged life/Fişi çekilmiş hayat’ olarak tanımlanan bu kavrama göre elektronik cihazların beden ve zihin üzerinde bıraktığı olumsuz etkilerden arınma yollarını keşfetmek için telefonu sık sık uçak moduna almak, televizyonu hayatınızdan tamamen çıkarmak, bilgisayarı yalnızca ofiste kullanmak, akşamları ve haftasonları mail cevaplamamak gibi uygulamaları alışkanlık haline getirmek gerekiyor. Dizi izlemek, sosyal medyada takılmak gibi zaman çalan işlere ne kadar vakit harcadığınızı hesaplayın ve o vakitlerde neler yapabileceğinizi bir düşünün.

Önerim: Her gün en az bir saatinizi ‘fişi çekilmiş’ olarak değerlendirin ve o vakitte ister kitap okuyun, ister yürüyün isterseniz de hiçbir şey yapmadan göğe bakın. Hiçbir şey yapmamak aslında çok şey yapmaktır bilin. Bir de ellerinizden elektronik aletlerin enerjisini atmak için kaya tuzu, hindistan cevizi yağı ve limon otu yağı ile avuçlarınıza, parmaklarınıza masaj yapabilirsiniz.

Kitap desteği: Yalnızca Yavaşladığında Görebileceğin Şeyler/Haemin Sunim

Bisiklete bin, bol bol yürü

Eğer şehir içinde otomobil kullanıyorsanız hem kendi beden ve ruh sağlığınız hem de gezegenin geleceği için bundan hemen şimdi vazgeçin. Ulaşım aracı olarak bisiklet kullanmak hem daha sağlıklı yapacak sizi hem de her şeye farklı bir gözle bakmanızı sağlayacak. Yürümek ise bildiğim en iyi meditasyon biçimi olmakla beraber bir ‘emekli olmadan önce emekli olmuş ruha’ en iyi gelecek şey.

Bırakın, bacaklarınız, kollarınız, gözleriniz, ruhunuz, kalbiniz açılsın.

İçinizden ferah bir “Oh” sesi çıksın.

Önerim: Yürüyüşü bir farkındalık aracı olarak kullanın. Beş dakikalık bir parkurda neler gördüğünüzü, hangi ayrıntıları fark ettiğinizi yazın.

Kitap desteği: İyileştiren Adımlar/Thich Nhat Hanh

Yeni hobiler edin

Seramik kursuna gitmek, dikiş dikmeyi öğrenmek, çini boyamak, hayvan barınaklarına yardım etmek, ağaç dikmek, evsizlere yemek pişirmek ya da permakültür tarımına giriş yapmak yani gençken yaptığımız gibi oturup sürekli kendi üzerine düşünmek yerine yaşamanın yeni ve anlamlı yollarını bulmak için yaşlanmayı beklemen gerekmiyor. Sevmek için yarının gelmesine lüzum yok. Bütün bunları asıl gençken, enerjin yerindeyken, fiziksel gücün tam zirvedeyken yapman çok daha doğru.

Hemen şimdi sevmeyi öğrenmek yaşamanın en güzel yolu.

Önerim: Şehire yakın bir ormana gidin, hem yürüyüş yapın hem de kestane toplayın, tenekenin içinde ateş yakın, kestaneleri pişirin ve gelene geçene dağıtın. Lütfen daha çok alın, herkese yetecek kadar var, deyin. Gülümseyin. Gülümsetin.

Kitap desteği: Sevebilmek/Guy Finley

Sallanan sandalye al

Herhangi bir obje; belki analog bir fotoğraf makinası ya da bir çift bahçe eldiveni… Sizin için, emekli olduğunuzda yaşayacağınız hayatı simgeleyen ne varsa gidin ve onu şimdi alın. Böylece hayatınızı şimdi yaşamaya başlayın.

Benim için yavaşlamanın, durmanın, bakmanın yani yaşamanın en sembolik eşyalarından biri sallanan sandalyeydi mesela.

Belki karşısında, içinde çıtır çıtır odunların yandığı bir şömine, karşımda bir zeytinlik ya da usulca genişleyen bir deniz yok henüz ama asıl ileri geri sallanırken göğe bakmanın, kucağımdaki köpeğimi okşamanın, çayımı yudumlayıp bu anı yaşamanın keyfi hiçbir şeyde yok.

Sallanan sandalyemde gözümü kapatıp her gün on beş dakikalığına dünyanın herhangi bir yerinde tatile çıkıyorum. Ne bavul taşıma derdi var ne de vize alma sorunu. İstediğim an istediğim yere gidiyorum. Hatta bazen dünyanın dışına çıkıp, şu içinde yaşadığımız küreye sevgiyle, takdirle, mutlulukla bakıyorum. Hepinize ferah, neşeli, güzel bir ömür diliyorum.

Önerim: Hayal kurmaya önem verin. Düşüncelerinizin yaratıma girmemiş hakikatler olduğunu bilin.

Kitap desteği: Evren Sizi Destekleyecek/Gabrielle Bernstein