Aylak Gezi Rehberi: Sirkeci Durağı

Herkes bir iki gün şehrin karmaşasından kaçmak, başka bir yerde başka şeylerle ilgilenmek ister. Fakat her zaman vakit ve nakit bir araya gelmiyor. Öyle günler için az bütçeyle çok yer keşfetmeniz için size İstanbul içinde rotalar hazırlayacağız. Lokasyon basit, okurken “Ben buraları zaten biliyordum” diyeceksiniz, bildiğinizi biliyoruz, bizim istediğimiz bir de bu gözle bakmanız. 

Ayça Örer

İstanbul büyük ve alternatifleri çok. Bu insanın önüne her gün düşen yüzlerce alternatif içinde birini seçmek de her zaman kolay değil. Bu yüzden tavsiyemiz açık: Basit iyidir.

Güzergahımız Sirkeci ve Sultanahmet arasını kapsıyor. İster Eminönü’nden başlayıp Tahtakale, Marpuçcular, Mercan yokuşunu dolana dolana gelirsiniz, ister Sirkeci’de iner, buradan yolculuğunuza başlarsınız. 

Sirkeci Garı’nın tarihi önemi malum, İstanbul’un Avrupa’ya ilk bağlandığı nokta. Bunun yanında yüzyıllar içinde popülerliğini kaybetmediği için halen gözde merkezlerden biri. Buradan çıkıp pek çok alternatife yönelmeniz mümkün. Mesela Ankara Caddesi boyunca yürüyüp kırtasiye malzemelerini  inceleyebilir, kitapçıları karıştırabilir, caddeyi kesen Nuruosmaniye boyunca yürüyerek Nuruosmaniye Camii’nin içinden geçip Kapalıçarşı’ya kavuşabilirsiniz. Bu cepte.     

Şimdi size daha sakin bir alternatif sunalım. Sirkeci Garı’nı arkanıza alıp Gülhane Parkı’na yürüyün. Gülhane Parkı şehrin halen en oyuncaklı yerlerinden biri. 

Burada mevsim ne olursa olsun, botanik çeşitliliği içinde insanın sıkılması imkansız. Üstelik parka hakim kuşlara dikkat kesilirseniz içinde papağanları görebilir, eğer bir küçük dürbün bulundurursanız kuş gözlemciliğine ufak bir giriş yapabilirsiniz. Parkta mini piknikler yapmak da mümkün, çay kahve alıp banklarda oturmak da. Burası kitap okuyanların, göğe bakanların, yürüyüş yapanların, turistlerin buluşma noktası.

Parkta geçirilen zaman tamamen keyfe tabi. Ancak park dışına çıkarsanız Arkeoloji Müzesi’ne gitmek şansınız da var ki, aylaklık için ideal mekanlardan biri de burası. 

İnsan Müze Kartı sadece bu müzenin bahçesinde oturmak için alabilir. Müze bahçesi de bir açık hava müzesi olduğu için burada oturmak, vakit geçirmek, çalışmak, kitap okumak, müzik dinlemek çok dinlendirici. 

Zaten Arkeoloji Müzesi’yle başlayan güzergah İstanbul’un müzeler cenneti. Eğer günü kültür turizmine ayırdıysanız, her birine yetmese de güzel bir tur yapabilirsiniz. Ayasofya Camii, Topkapı Sarayı, İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı birbirine kapı komşusu. Ama bu yazı ideal aylaklık güzergahları üzerine kurulu olduğundan, size Caferağa Medresesi’ni önerecek. Buranın bahçesine uğrarsanız, istediğiniz kadar oturmanız, yan tarafta işleyen atölyelere göz atmanız, dışarıda akan şehri içerde unutmanız olası.

Son durak olarak Topkapı Sarayı’nı yan tarafınızda bırakıp kendinizi yokuş aşağı salarak Cankurtaran Meydanı’na varmanızı tavsiye etmek bir nevi görev. Türk sinemasının en büyük isimlerinden rahmetli Erol Taş’ın kahvesi burada. Cankurtaran sokakları da Sultanahmet’in aşağıları da yavaş değişen bir zamanın mirasçısı olduğundan, hayat buralarda da sakin akıyor. Kahvede oturdunuz, çayınızı içtiniz, belki sur dışına çıkıp Sarayburnu’nun denizine kavuştunuz… Az bütçe, az yorgunlukla aylak bir günü hakkıyla bitirdiniz demektir. Önünüzdeki maçlara bakın.