Cebeci’den Kızılay’a Yürümek

Ankara’nın yürüyüş güzergahlarının başında Cebeci-Kızılay gelir. Burası yalnızca şehrin tarihi içindeki yeri, insana farklı deneyimler yaşatan sürprizleriyle değil, zihni boşaltmasıyla da meşhurdur. 

Bana kalırsa yürümek iyi gelir insana her koşulda ve her şartta.  Yürümenin faydaları bilimsel olarak da kanıtlanmış bir durum üstelik. Örneğin, nörobilimci Shane O’Mara, yürümenin mutluluğu arttırdığı ve bizi mental olarak daha sağlıklı kişiler haline getirdiği görüşünde. Sadece bu da değil, yürümek aynı zamanda spritüel de eylemdir. Werner Herzog, Buzda Yürüyüş kitabında, Paris’te yaşayan yakın arkadaşı Lotte Eisner’ın hastalandığını öğrenince, alışılmadık bir işe kalkışıp Münih’ten Paris’e doğru yürümeye karar verir. Herzog, şayet Münih’ten Paris’e doğru yürümeyi başarırsa, arkadaşı Lotte Eisner’in hayatta kalacağına inanır mesela. Dolayısıyla hangi saiklerle yapılırsa yapılsın, yürümenin insanın ruhuna ve zihnine iyi geldiği gayet açık. 

Türkiye özelinde konuşacak olursak, Ankara memleketin yürüyüş dostu kentlerinin başında geliyor. Ankara, özellikle Cumhuriyet’in ilanından sonra büyük bulvarları, geniş kaldırımları  ve çok daha önemlisi neredeyse tek hat üzerinden genişleyen şehir planlamasıyla yürümenin elverişli olduğu nadir illerimizden birisi. Ankara sokaklarını arşınlamaya alışkın olanların en sevdiği rotaların başındaysa Cebeci-Kızılay arası geliyor. Burası, özellikle Mülkiye, İLEF ya da Ankara Hukuk’ta okuyanların çok iyi bildiği bir hat. Cebeci’den Kızılay’a yürümenin ilginç, mistik bir yanı var hiç kuşkusuz. Yürüme hızına bağlı olarak 20 dakika süren bu yürüyüş rotasında herhangi bir yere sapmadan istenilen yere ulaşılabilir. Yürüyüş rotasında önemli tarihi mekanların önünden geçmek de mümkündür. Üstelik yolun ortasına denk gelen Kurtuluş Parkı bir anda sizi binaların arasından çekip dev kestane ağaçlarının ortasına bırakır. 

Kurtuluş Parkı’na gelmeden Ankara’nın eski mekanlarından Bale Kundura vardır. Dükkanı 54 yıldır burada asılı olan Nurettin Cebeci her daim takım elbiseli ve cilalı ayakkabılarıyla caddenin şüphesiz en eski ve en şık esnaflarından biridir. Yolun biraz aşağındaysa Foto Naci. 1958 yılında Naci Ertem tarafından açılan Foto Naci aynı zamanda ünlülerin fotoğrafçısı olarak da bilinir. Ankara’dan çıkan bir çok isim buraya uğramış, başta Reha Muhtar olmak üzere birçok sanatçının vesikalık ve mezuniyet fotoğrafı bu dükkanda çekilmiştir. TED Koleji’nden mezun olan her öğrenci mezuniyet fotoğrafı da yıllardır Foto Naci’de çektirilir, dükkanın vitrininde geçen yılların nişanesi olarak durur. Dolayısıyla, madem yolunuz buraya düştü, vesikalık ihtiyacınız da var. Foto Naci, sizi beş dakikada film artistleri gibi bir portrenizi çekebilir. Vesikalık da Reha Muhtar gibi çıkmak isteyenler de olabilir elbette. Foto Naci sihirli objektifiyle sizi kolaylıkla Reha Muhtar haline getirebilir. 

Cebeci-Kızılay, güzergahın en güzel duraklarından biri; az evvel bahsettiğimiz Kurtuluş Parkı’dır. 80’li yılların başında açılan  Kurtuluş Parkı büyük ağaçları, çimenleri ve havuzuyla hem yürüyüş yapmak hem de dinlenmek için birebirdir. Sonbaharda yapraklar yavaş yavaş sararmaya başlamış, havaların soğumasıyla herkes evlerine doğru çekilmişken, etrafta yürüyüş yapmanın kıymeti çok ayrıdır. Bahar ve yaz aylarında ise, curcunası, kaykaycıları, etrafa yayılan iğde kokuları ve yosun kaplı havuzun başında çay içenleriyle Cebeci’nin kurtarılmış bölgelerinden biridir.  Kurtuluş Parkı içerisinde sadece yürümek değil, bir ağacın gölgesinde sessizce bankta oturmak da iyi gelir insana. Burası sadece yürüyüş  için değil, aynı zamanda spor yapmak için de elverişli bir yerdir. Ankara, biraz da memur kenti olduğu için tüm ciddiyetiyle takım elbisesini bile çıkarmadan, spor aletlerinin başında günlük spor ihtiyacını karşılayanları görebilirsiniz. Takım elbiseli fitnessçıları geride bıraktıktan sonra, banklarda oturup, çekirdek, cep telefonu kapları ve sadece etrafı izlemek için o an orada oturanları görebilirsiniz. Parkta aynı zamanda Selim Turan’ın Sarı Kız Heykeli de mevcuttur. Ankara’da son zamanlarda esrarlı biçimde kaybolan heykeller hatırlanınca, Selim Turan’ın heykelini neden bu kadar yükseğe yaptığı daha iyi anlaşılır belki. 

Foto Naci’den, Bale Kundura’dan ve Kurtuluş Parkı’ndan sonra ufuk çizgisinde Kızılay belirmeye başlar. Özellikle, binaların pencerelerine asılmış devasa İngilizce kurs ilanı yazılı tabelalarını görmeye başladıysanız, Kızılay’a gelmiş bulunmaktasınızdır. Bence soluğu çok vakit kaybetmeden Mülkiyeliler Birliği’nde alabilirsiniz. Orada dinlemek size iyi gelecektir. 

Cebeci Kızılay hattında yürümenin bir çok faydası vardır. Bu hat üzerinde yürürken, kafada birikmiş sorulara yanıt bulabilir ya da artık kafaya takmayı bırakabilirsiniz. Bundan başka, hiçbir şey düşünmeden, kafaya takmadan sadece bu hat üzerinde, zamanı yavaşlatarak etrafı izleyerek, mevsim geçişlerini yakalayarak varılmak istenilen istikamete gidersiniz. Ankara’da yaşıyorsanız, bence hayatınızda bir kez bile olsa bu hat üzerinde yürüyüş yapmalısınız. Muhakkak iyi gelecektir.